22/02/2018

7 HAZÝRAN’DA TEKÇÝ ZÝHNÝYET KAYBEDECEK VE ÝÇ SAVAÞ DURDURULACAKTIR

Dilin kemiði yok ya, konuþtukça konuþuyor.

 

 

 

 

 

 

M.KARASU


 Türkiye'nin Cumhurbaþkaný Tayyip Erdoðan, Çanakkale kutlamalarýndan bir gün önce yaptýðý konuþma ile ne kadar bukalemun, ikiyüzlü, yalancý ve piþkin olduðunu ortaya koymuþtur.

IÞÝD’e terörist diyor, Ýslam’la alakasý olmadýðýný söylüyor; Ermenilere zulüm ve soykýrým yapýlmadýðýný, bin yýl birlikte yaþanýlan halký neden bir günde yok edelim demagojisini yapýyor. Dilin kemiði yok ya, konuþtukça konuþuyor. Gerçekleri tersyüz etmek, toplumu aldatmak için yalan söylüyor, cümleleri arka arkaya sýralýyor. Bir de “Bir insanýn ölümü tüm insanlýðýn ölümüdür” diyerek kendisini karýnca ezmez gösteriyor. Bunu hem de dünyada insan haklarý sýralamasýnda sonlarda olan, keyfi öldürmelerde katillerin cezalandýrýlmamasýnda ilk sýrada olan Türkiye'nin Baþbakan’ý ve Cumhurbaþkaný söylüyor.

IÞÝD’i yakýn zamana kadar besleyen ve destekleyen bir ülke olduðunu tüm dünya biliyor. Herkes Türkiye'nin bu çeteyi desteklediðini biliyor. Ama o inkar ediyor. Binlerce IÞÝD’li Türkiye'ye gelip Suriye’ye geçiyor; hem de düz ovadaki sýnýrlarda! Bu sýnýrý geçenlerin yüzde doksaný Türkiye'yi tanýmayanlar, bilmeyenlerdir. Bunlarýn bu sýnýrý bu kadar kolay geçmesi, devletin desteði ya da görmezlikten gelme olmadan gerçekleþemez. Türkiye IÞÝD'i destekledi mi, desteklemedi mi sorusunu sormak bile abesle iþtigaldir. Çünkü Türkiye'nin desteklediði açýk ve nettir. Ancak IÞÝD’e verdiði destekle arzuladýðý hedefe ulaþamayýnca, hatta bu destek ters tepince þimdi IÞÝD’in Ýslam’la alakasý yok diyor. Önceleri bu düzeyde IÞÝD’i eleþtirmiyordu; sadece sýkýþýnca “Hiçbir terör eylemi Ýslam’la yan yana getirilemez” diyordu. Ama katliam yapan, kafa kesen bir çeteyi destekliyordu. Bunu tabii açýk yapmýyordu; bizzat MÝT bu iliþki için görevlendirilmiþti.

Bir insanýn ölümü tüm insanlýðýn ölümüdür diyen Tayyip Erdoðan’ýn, 2006 yýlýnda Amed’te serhýldan gerçekleþtiðinde “Kadýn da olsa, çocuk da olsa gereðini yaparýz” dediðini, bunu emir gören asker ve polisin çoðu çocuk 20 insaný bir iki gün içinde katlettiðini biliyoruz. Roboski’de çoðu çocuk 34 genç insan katledildiðinde Genelkurmay Baþkanýný kutlayan Tayyip Erdoðan olmuþtur. Libya savaþýna katýlmadan bir hafta önce “NATO’nun Libya’da ne iþi var” diyen Tayyip Erdoðan, bir hafta sonra Ýzmir’i Libya’ya saldýrýnýn üslerinden biri haline getirmiþ, on binlerce insanýn ölümüne suç ortaklýðý yapmýþtýr. Yýllarca dostum dedikleri Kaddafi vahþice öldürüldüðünde neredeyse zil takýp oynadýlar. ABD'nin kýsa sürede rejimi yýkacaðýný düþünerek Suriye iç savaþýnda yüz binlerce insanýn ölümüne ortak olmasý, insan yaþamýna nasýl deðer verdiðini göstermektedir. Her gün Suriye sýnýrýný geçen Kürtleri katleden bir ülkenin Cumhurbaþkaný’nýn  “Bir insanýn ölümü tüm insanlýðýn ölümüdür” demesi tarihin en büyük piþkinliðidir. Aðrý’da seçim kazanmak için askerlerin ölümüyle sonuçlanacak bir provokasyon yaptýrýlmasý, AKP Hükümetinin insan yaþamýna ne kadar deðer verdiðini gözler önüne sermiþtir.

AKP döneminde birçok demokratik eylemde yurtsever insan katledilmiþtir. Kürdistan'da neredeyse her mitingde bir iki insan katledilmiþtir ya da aðýr yaralanmýþtýr. Polisin gaz bombalarýyla birçok kiþi öldürüldüðü gibi, Kürdistan sokaklarý, caddeleri, mahalleleri Hitler’in gaz odalarý haline getirilmiþtir. Tayyip Erdoðan döneminde katledilen yüzlerce insanýn hiçbirinin faili cezalandýrýlmamýþtýr. Polisin teröre karþý mücadelesinde cesareti kýrýlmasýn diye katillerin tümü korunmuþtur. Ýþte bu zihniyet, “Bir insanýn ölümü tüm insanlýðýn ölümüdür” diyerek demagoji yapmaktadýr. Ýslam inancýnda var olan vicdan ve ahlaký kendinde de varmýþ gibi toplumu aldatmaya çalýþmaktadýr.

Ermeni soykýrýmý konusunda da görülmedik demagoji yapýlmýþtýr. 1915 yýlýnda I. Dünya Savaþý vardý diyerek soykýrým meþrulaþtýrýlmaya çalýþýlmýþtýr.  Yahudi soykýrýmýnýn da II. Dünya Savaþýnda olmasý bu soykýrýmý meþrulaþtýrmadýðý gibi, I. Dünya Savaþýnda Ermeni soykýrýmýnýn gerçekleþtirilmesini de meþrulaþtýramaz. Her soykýrým yapanlar, katliam yapanlar bir gerekçe bulmuþtur. Türkiye de “Savaþ ortamýydý, güvenliði saðlamak için tehcir edilmiþlerdir” gerekçesini ileri sürüyor. Halbuki sürülen Ermeniler iþinde gücünde, mahallesinde, köyünde yaþayan insanlardýr. Eðer bazý Ermenilerin mevcut yönetime muhalefet etmesi soykýrýma gerekçe yapýlacaksa, dünyada tüm farklý topluluklarýn yok edilmesi gerekirdi. Kaldý ki Ermeni halkýnýn Osmanlý’yý tehdit ettiði de doðru deðildir. Bu gerekçeler sadece soykýrýmý normalleþtirmek için ileri sürülmektedir.

Tayyip Erdoðan, bin yýl birlikte yaþadýk, niye 1915’te bir günde soykýrým yapýlsýn diyor. Çünkü önceki yüzyýllarda ulus-devlet anlayýþý yoktur. I. Dünya Savaþýnda yönetimde olanlar ulus-devlet zihniyetine sahiptir. Ulus-devlet yaratmak için Ermenileri soykýrýma uðratmýþlardýr. Tayyip, “neden yapýlsýn” sorusunun cevabýný burada aramalýdýr. Ancak Erdoðan bunu ne anlar ne de itiraf eder. Çünkü kendisi de ulus-devlet zihniyetindedir. Ermeni soykýrýmýný yapanlar gibi Tayyip Erdoðan da tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet demektedir. Bin yýllýk birlik bu zihniyetle bozulmuþtur. Ermenileri yok ederek Anadolu’da Hýristiyan ve Ermeni býrakýlmak istenmemiþtir. Ulus-devlet fitnesi Osmanlý’ya girince diðer halklar yok edilmiþtir. Bir gecede birileri gidip Ermenileri öldürelim dememiþtir. Ulus-devlet zihniyeti benimsenince Ermenileri yok etme kararý alýnmýþtýr. Osmanlý’nýn son on yýllarda sürekli toprak kaybetmesi de söz konusu olunca Türk ve Kürtlerle iç içe yaþayan Ermeniler soykýrýma uðratýlarak Türkiye sýnýrlarý içinde bir arýndýrma yapýlmýþtýr. Bu tehcir ve katliamlar savaþýn getirdiði sonuçlar deðildir; savaþ sadece gerekçe yapýlmýþtýr. Esas neden, tek millet yaratmak, ulus-devlet haline gelmektedir. Osmanlý’da önceleri böyle þeyler yoktu demek doðrudur; ama o zaman ulus-devlet anlayýþý yoktu; sadece Osmanlý yönetiminin egemenliðini kabul etmek yeterli görülüyordu.

Ulus-devlet yaratmak için önce Ermenileri yok edildi, sonra Rumlar ve Yahudiler Türkiye'den sürüldü. Zaten öyle bir siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yaþam düzeni kuruldu ki, kalanlar da binlerce yýldýr yaþadýklarý topraklardan göç etmek zorunda kaldýlar. Kürtler de yüzyýldýr ayný soykýrým politikasýna maruz kalmaktadýr. Ulus-devlet soykýrým demektir. Türkiye'de sadece Kürtler deðil, Çerkezler de yok edilme sürecine alýnmýþtýr. Hatta Çerkezler Türkleþtirilmiþtir. Bu politikalar ve uygulamalar netken, biz soykýrým yapmadýk, zulüm yapmadýk demek sadece insanlarý güldürür? Türkiye'de hangi kimlik kendi dili, kültürü ve kimliðiyle yaþamýþtýr? Hangi kimlik öz yönetime sahiptir? Hangi inanç kendini öteki görmeden inancýný özgürce yaþamaktadýr? Býrakalým farklý etnik kimliklere özgürlük tanýnmasý, Ýslam’ýn bir mezhebi olan Þafiilik bile ötekileþtirilmiþtir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý, Ýslam’ýn Sünni mezhebini hakim kýlmasý için çalýþan bir örgütlenmedir.

Türkiye'de olaylara, olgulara, tarihe doðru bir yaklaþým göstermek için Erdoðan’ýn tek tek tek tekerlemesinin, yani ulus-devlet zihniyetinin býrakýlmasý gerekir. Ulus-devlet zihniyetinde olan bir kafa özgür olmadýðý gibi, hiçbir kafanýn da özgürlüðünü istemez.

Erdoðan I. Dünya Savaþýnýn sonuçlarýndan þikayet ediyor. Doðrudur I. Dünya Savaþýyla Araplar kýrk parçaya bölünmüþtür. Yine ulus-devlet fitnesi Ortadoðu'ya sokulmuþtur. Türk ulus-devlet anlayýþý da I. Dünya Savaþý sonrasý hakim kýlýnmýþtýr. Aslýnda Ýngiltere Türk devletine Kürtleri yok ederek ulus-devlet kurma karþýlýðýnda Musul ve Kerkük’ü kendi egemenliðinde tutmuþtur. Yani Türk ulus-devlet zihniyeti ve pratiði de kapitalist modernitenin temsilcisi Ýngiliz yapýmýdýr.

Erdoðan I. Dünya Savaþý döneminden rahatsýzsa ilk önce ulus-devlet zihniyetini býrakmalýdýr. Bu zihniyeti býrakmadan I. Dünya Savaþýnýn yarattýðý düzenden þikayet etmesi samimi görülemez. I.  Dünya Savaþýnýn diðer sonuçlarýný reddediyor, ama Kürtler üzerinde ulus-devlet politikasýný ýsrarla sürdürüyor.

Erdoðan “Biz mazlumun kimliðine bakmadýk” demagojisini de yapýyor. Ama her gün Türklükten söz ediyor. Suriye’de Türkmenlere sahip çýkýyor, ama Rojava’da Kobanê’nin düþmesi için her türlü kirli yönteme baþvuruyor. Tayyip yalan söylüyor; mazlumun kimliðine de bakýyor. Sadece etnik kimliðe de deðil, inanç kimliðine de bakýyor. Öyle ki, Telaffer Türkmenleri Þii olduðu için onlara sahiplenmedi. Onlar için IÞÝD’e hiçbir söz söyleyemedi. Onun için AKP, Tayyip her bakýmdan þovenisttir. AKP ve Türk devleti için tek kimlik hem Türk, hem de Sünni olmaktýr. Bunun dýþýndakiler kesinlikle ötekidir.

Suriye’deki Araplarý da siyasi nedenlerle Türkiye'ye çekti; yoksa onlara insani yardým yapmak için deðil. Türkiye'ye gelen Suriyelileri gerekçe yaparak Suriye'ye yapacaðý müdahaleyi meþrulaþtýrmak istiyordu. Zaten sürekli þu kadar Suriyeliyi aldýk, bakýyoruz, diyerek Suriye’deki iç savaþa müdahalesini de gerekçelendiriyordu. Ancak bu konuda da istediði sonucu alamamýþtýr. Bu nedenle Suriyeli sýðýnmacýlara sahip çýkmamýþ, onlara köle gibi çalýþtýrýlacak bedava iþgücü olarak bakmýþtýr. Bunlar için harcadýðýnýn on katýný ise sömürüyle kazanmýþtýr. Neredeyse Türkiye'nin ekonomisini ayakta tutan köle iþçiler haline getirmiþtir. Eskiden Kürt ucuz iþgücüyle ekonomisini ayakta tutan AKP Hükümeti, þimdi bedava iþgücü olan Suriyeli Arap kölelerle ekonomisini ayakta tutmaktadýr. Bu nedenle Suriyelilere þu kadar para harcadýk sözü de tamamen demagojidir. Bu köle çalýþtýrma gerçeðinin üstünü örtmek için sürekli bunu dile getirmektedir.

Tayyip Erdoðan ve AKP Hükümeti her fýrsatta diðer ülkelere siz kendi tarihinize bakýn diyor. Doðrudur, ulus-devlete bulaþmýþ hiçbir ülke temiz deðildir, temiz kalamaz. Almanya Yahudileri soykýrýma uðratmýþ, ABD yerlileri. Rusya tarihinde de, baþka ülkelerin tarihinde de katliamlar, zulümler vardýr; ama tüm bu ülkelerde sorgulama yapýlmýþtýr, itiraflar yapýlmýþtýr. Türkiye'nin Ermeni soykýrýmýna gösterdiði inkarcýlýk ise sürdürülmektedir. Tüm bu ülkeler kirli iþler yapmýþ olsalar da bunlarý kabul etmiþlerdir. Ýtiraf ve kabul etmek kirlerinden temizlenme çabasýdýr. Türkiye'de olmayan budur. Bu nedenle Tayyip’in dediði gibi “biz onlardan temiziz” sözü de demagoji ve yalandýr. Þu anda en kirli olan devlet Türkiye’dir. AKP daha açýk seçik olan Roboski katliamýnýn hesabýný vermemiþtir; bu katliamýn sorumlularý yargýlanmamýþtýr.

Aslýnda son zamanlarda AKP'nin maskesi iyice düþmüþtür. Otoriter ve ulus-devletçi zihniyete sahip olduklarý netleþmiþtir. Önceki iktidar zihniyetlerinden farklý olmadýðý açýða çýkmýþtýr. 2007 Mayýs’ýnda Tayyip Erdoðan Yaþar Büyükanýt görüþmesi sonucu iktidarcý devletçi Ýslam’ýn sistem içine alýnmasýyla birlikte AKP soykýrýmcý tekçi zihniyetin yeni sahibi olmuþtur. Hem de “Türkiye'nin esas sahibi biziz, Türkiye'yi en iyi biz yönetiriz” iddiasýyla! Devletçi iktidarcý Ýslam’ýn sistemden dýþlandýðý dönem ve politika son bulunca iktidarcý Emevi Ýslam’ý soykýrýmcý tekçi devletin yeni hegemon gücü olmuþtur. Þimdiye kadar Türkiye Kemalistler, asker-sivil bürokrasinin hakim olduðu bir ülkeydi; yeni hegemon biz olacaðýz, demiþlerdir. Ahmet Davutoðlu’nun “Halklar yok, millet var” diyerek tekçiliði savunmasý, AKP'nin zihniyetinin ne olduðunun yalýn ifadesidir.

Ahmet Davutoðlu, Kürt siyasi hareketinin ve Türkiye'deki demokrasi güçlerinin çatý partisi olan HDP'ye çete diyerek Kürtlere ve sola nasýl yaklaþtýðýný ve nasýl yaklaþacaðýný ortaya koymaktadýr. 1924 anayasasýyla diðer halklar, sosyalistler ve Ýslamcýlar sistemin düþmanlarý ilan edilmiþlerdir. Ýktidarcý devletçi Muaviye Ýslam’ý asker-sivil bürokrasiyle uzlaþýp Kürtlere, sosyalistlere ve diðer halklara karþý olma temelinde sistem içine alýnýnca Kürtleri, solcularý, demokrat Müslümanlarý ve tüm farklý kimlikleri çete ilan etmiþtir. Çete ilan edilenler de ezilmesi gerekenler olduðuna göre, AKP kendi dýþýnda herkesi ezme politikasýyla geçmiþ iktidarlara rahmet okutur hale gelmiþtir.

7 Haziran’da bu zihniyete dur denilmezse Türkiye'yi büyük tehlikeler beklemektedir. Ahmet Davutoðlu, þimdiden iç savaþý baþlatmýþtýr. Seçimden sonra bu iç savaþý pratikleþtirecekler. Bu nedenle 7 Haziran’da HDP'nin seçim baþarýsý ayný zamanda iç savaþý durdurma baþarýsý olacaktýr.

PEKÝ, SÝZÝN ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Kendinize yakýn gördüðünüz müttefik Türkiye’ye karþý ne zamana kadar sesiz kalacaksýnýz?

YENÝ MÜCADELE DÖNEMÝ VE ÖNCÜ KADRONUN ROLÜ

Hakikat algýsýndaki yanlýþlýk ve yanýlgýdan kurtulmak, ne istediðini bilmek ve bunu bir bilinç, bir farkýndalýk yaratarak sürekli oluþ halinde derinleþtirmekle mümkündür.

KÝRLÝ VE KALLEÞÇE SAVAÞ YÜRÜTEN KÝMDÝR?

Bu zihniyet ve siyaset anlayýþý sadece siyasetçileri deðil, basýný, aydýnlarý ve yazarlarý da büyük çoðunlukla kendine benzetmiþtir.

2018 © Partiya Karkern Kurdistan (PKK)
[[email protected]]