22/02/2018

SAVAÞIN BÝÇÝMÝ VE YOÐUNLUÐU KAZANANI BELÝRLEYECEK

Doðrusu þu: AKP sadece savaþ ile ayakta kalabilen bir hükümet biçimidir. Savaþýn dýþýnda bir yaþam sürdüremez.

 

 

 

 

 

Umut Simurg


      AKP için durmadan yaptýðýmýz: ‘’savaþa girerse, kendi kendini bitirir’’ tezini terk etmemiz gerekiyor. Hep AKP’yi bir normalleþme hükümeti olarak görme yanýlgýsý yada algýsý bu tezin temel psikolojik varsayýmýdýr. Anlaþýlýyor ki; AKP, algý oluþturma konusundaki en büyük meharetini daha kurulurken ve en çok bu konuda ortaya koymuþ ve yýllardýr en büyük muhaliflerini bile bu konuda ikna etmiþe benziyor. Bu tezi çürüten onca karþý gerçeðe raðmen hala savunmak ideolojik bir mücadele konusudur. Bunca yýllýk tecrübenin ardýndan doðru tespiti yapmak hem bilimsellik adýna hem doðru bir mücadele adýna bir zorunluluktur.

AKP Kürdistan’da savaþýn olmadýðý bir dönemde hükümet oldu. Doðru ama ayný dönem, tam da Ortadoðu’ya ABD müdahalesinin tarihteki en kapsamlý halini aldýðý dönemdir. Tam da bu noktada AKP, savaþý yumuþatan bir savaþ hamlesi olarak devreye giriyor. Yani AKP barýþ ve aðýr savaþa dayanamaz ama kontrollü bir savaþ AKP’nin standart yaþam alanýdýr. Biyolojide habitat denen yaþam alaný, isterse milyonlarla insan hayatýný kaybetsin, AKP için kontrollü savaþýn olduðu zaman ve mekan aralýðýdýr. Zaten 2002’den günümüze kadar Ortadoðu’da yaþanan savaþta milyonlarca, Kürdistan ve Türkiye’de binlerce insan hayatýný kaybetti ama AKP daha güçlenip, devletin içine iyice yerleþip, devleti kendine göre dizayn etti. Ýki temel baþarýsýzlýk noktasý oldu, hala var: Ortadoðu’nun da dizaynýna el atmak istemesi, bu konudaki baþarýsýzlýðý ve Kürdistan’da PKK’siz adým atabileceðini sanmasý, bunun için nerede Kürtlük adýna bir kazaným varsa saldýrmasý.

Her iki baþarýsýzlýklarýnýn araçlarý AKP’nin belirttiðimiz habitatýnýn dýþýna sapmasýyla yoðun ilgi içinde. Ortadoðu’da yaþanan rejim deðiþikliklerinde daha tecrübeli olan batýlý hegemonlar daha mutedil bir politika izlerken AKP savaþkan politikalar izledi. Libya, Suriye ve Filistin bunun en çok ayyuka çýktýðý zamanlar oldu. Daha mutedil politikalar Türkiye’ye bir tür hakemlik ve çözümlerin hamiliði gibi son derece prestijli roller bahþedecekken AKP savaþçý bir politika ile kaybedene saldýrayým yani celladýn safýnda yer alayým derken her koþul altýnda kaybedene döndü. Mesela Kaddafi gitti ama Kaddafi’ye en çok saldýran (politik ve paramiliter güçlerle) Türkiye hiçbir kazanç saðlamadý; Mübarek konusunda hakeza ayný þey. En çok TC adýna saldýrý oldu Mübarek’e ama sonuçta Mübarek ile birlikte TC de Mýsýr’da kaybetti.

En son AKP Türkiye’sinin Suriye durumu tam bir komedi halini aldý. AKP’nin bifiil içinde yer aldýðý ve Esat sonrasý Suriye’nin en güçlü yönetim erkleri olarak gördüðü DAÝÞ ve Cephet El Nusra tüm dünyada terör listelerine alýndý, bu güçlere karþý uluslararasý koalisyon kuruldu. Komik olan DAÝÞ’e karþý kara operasyonunu TC’ye yaptýrma projeleri koalisyon güçlerinin. AKP ne kadar süreceðini, yoðunluðunu bilmediði; sadece batýlý güçlere ve eski dost olduklarý DAÝÞ’in kendilerine fazla zarar vermeyecekleri düþüncesine dayanarak böyle bir savaþa girmeye baþladý. Anlaþýlýyor ki AKP hiç ders çýkarmamýþ zaten böyle bir þanslarý da yok çünkü o dýþ politikanýn ve neo-osmanlýcý saçma fikirlerin mimarlarýndan Davutoðlu artýk baþbakan.

AKP’nin diðer baþarýsýz olduðu zaman ve mekan Kürdistan. Kendi yaþam çizgilerinin dýþýna iki kere çýktýlar: biri 2011’de yürüttükleri daha yüksek yoðunluklu savaþ, diðeri de 2013’te Önder Apo’nun baþlattýðý barýþ ve çözüm süreci. Her ikisi de AKP’nin yapýsý ile son derece uyumsuz. Çözüm-barýþ süreci konusunda asla samimi olmadýklarý su götürmez bir gerçek ama zaten samimiyetin ölçüsü AKP’nin kendini deðiþtirip dönüþtürmesi olurdu ancak. Bu da AKP’nin yapýsal deðiþimler geçirmesi ile kabil olurdu. Aksi takdirde, hem AKP kendisi gibi kalacak hem barýþ-çözüm saðlayacak demek safdillik olur.

Doðrusu þu: AKP sadece savaþ ile ayakta kalabilen bir hükümet biçimidir. Savaþýn dýþýnda bir yaþam sürdüremez. Bu savaþçý-çete karakterini doðru analiz etmek gerekiyor. AKP savaþla ayakta kalýyor diyerek, o halde, her savaþ onlara fayda saðlar, denebilir. Ki kimi liberallerin görüþleri buna dayanýyor, doðruluk payýný teslim etmek gerekiyor. Ama savaþýn biçimi-yoðunluðu burada belirleyici oluyor. Düþük yoðunluk onlara yarar saðlar ama daha yüksek yoðunluklu savaþ ise AKP’nin asla kaldýrabileceði bir savaþ deðildir, onu programlayanlar düþük yoðunluða göre planladýlar. Çünkü liberal islamýn mücahit islamla dengesinde, Ortadoðu müdahalesi sonrasý durumda hem kapitalizme, batý hegemonyasýna entegrasyonu hem de batý savunmasý için tampon görevini biçmiþlerdi AKP’ye. Tamamen savaþ dýþý bir yapý olarak kuramazlardý AKP’yi ama Ortadoðulu bir hükümetin tamamen savaþçý olmasýna da göz yumamazlardý. Dolayýsýyla söylediðimiz, düþük yoðunluklu savaþlarla hayatta kalabilen bir hükümet-iktidar biçimi açýða çýktý.  

AKP 24 Temmuz itibariyle bir savaþ sürecini baþlattý. Aslýnda savaþýn baþlama deðil resmen ilan tarihi 24 Temmuz’dur. Savaþ, Önder Apo ile görüþmelerin bittiði 5 Nisan’da baþladý. Kürdistan’a yapýlan son 17 yýllýk her savaþ hamlesi gibi önce tecrit baþladý, ardýndan sýcak savaþ. Zaten prensip olarak kabul etmeliyiz ki Önder Apo üzerine tecrit savaþ durumudur. 24 Temmuz’la sýcak savaþ baþlamýþ oldu. Önce psikolojik üstünlük saðlamak için –kendi tabirleriyle- ‘birinci dalga’da yoðun hava bombardýmaný yapýldý. Çok büyük bir savaþ sürecine girildi algýsý böylece kamuoyunda oluþturuldu. Biraz sonuç almak ve zayýflatmak isteyeceklerdir ikinci dalga dedikleri hamle ile ardýndan yavaþ yavaþ yoðunluðu düþürmeye çalýþacaklar. AKP’nin savaþtan beklentisini böyle bir savaþ eðrisi karþýlar. Eðrinin tepe noktasý kentlere ve devlete yapýlacak, ekonomisini ve sosyal hayatýný felç edecek ciddi saldýrýlardýr. Taban noktasý ise ateþkestir ama asla barýþ deðil. Bu çizgide yürütülecek savaþ yada barýþ giriþimleri AKP’yi güçlendirir. Önder Apo her seferinde her iki noktadan bu çizginin dýþýna çýkýlmasýný söylüyor. ‘’Ne savaþý ne barýþý benim tarzýmda yapýyorsunuz’’ derken kast ettiði de budur. Barýþ çizgisinde AKP’yi bitirecek tarzý tutturamadýk þimdi savaþla bunu yapmayý önümüze koymak durumundayýz. Bu savaþ hamlesini de istediði çizgide yürütürse bir daha onu yok etmek çok daha zor olacaktýr ama þimdi hemen baþlangýçta bu çizgiyi kýrmak çok önemlidir.

AKP’nin yaþadýklarýndan ders çýkaracaðý yok Kuran’ýn dediði gibi. Ama bizim de ayný þeyleri tekrarlama lüksümüz yok. AKP tarihinde yaptýðý iki stratejik hatayý; yani dýþ politikada yoðunluðu daha yüksek bir savaþ ve Kürdistan’da PKK ile savaþ (Kürt sorununu artýk kesinlikle ret ettiðinin ilaný), ayný anda tekrarlýyor. Bunu kaybedecekleri bir savaþ biçimine dönüþtürmek; ancak savaþýn daha yoðun hale getirilmesi ile mümkündür. Savaþý Kürdistan dýþýnda ve inþa ile iç içe yürütmek AKP’nin ömrünü birkaç aya kadar düþürür. Düþük yoðunluklu bir savaþ ile AKP’yi bir erken seçime götürmekse sadece mevcut konumlarýný güçlendirir.

PEKÝ, SÝZÝN ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Kendinize yakýn gördüðünüz müttefik Türkiye’ye karþý ne zamana kadar sesiz kalacaksýnýz?

YENÝ MÜCADELE DÖNEMÝ VE ÖNCÜ KADRONUN ROLÜ

Hakikat algýsýndaki yanlýþlýk ve yanýlgýdan kurtulmak, ne istediðini bilmek ve bunu bir bilinç, bir farkýndalýk yaratarak sürekli oluþ halinde derinleþtirmekle mümkündür.

KÝRLÝ VE KALLEÞÇE SAVAÞ YÜRÜTEN KÝMDÝR?

Bu zihniyet ve siyaset anlayýþý sadece siyasetçileri deðil, basýný, aydýnlarý ve yazarlarý da büyük çoðunlukla kendine benzetmiþtir.

2018 © Partiya Karkern Kurdistan (PKK)
[[email protected]]