22/02/2018

HALKI KANDIRMAMAK ÝÇÝN

Türkiye'de hegemonik sömürgeci kafa býrakýlmamýþtýr. Sorunun çözümü için atýlmasý gereken ilk adým, bu kafanýn býrakýlmasýdýr.

 

 

 

 

Cuma RONAHÝ


Türk devletinin Kürt sorununu çözmek istemediði, savaþta ýsrar ettiði söylemlerinden bellidir. Silahlarýný gömecekler ve teslim olacaklar! Kýrk yýldýr bu söyleniyor. Yani araba atýn önüne koþuluyor. Dünyada böyle çözülmüþ tek bir sorun yoktur. Bu kafa sorun yaratan kafadýr. Bu kafa deðiþmedikçe ne Kürt sorunu çözülür ne de Türkiye demokratikleþir. Kuþkusuz Kürt halký ve demokrasi güçleri mücadeleleriyle bu kafayý bu topraklarda etkisizleþtireceklerdir.

Türkiye'de hegemonik sömürgeci kafa býrakýlmamýþtýr. Sorunun çözümü için atýlmasý gereken ilk adým, bu kafanýn býrakýlmasýdýr. Kürtlerin en doðal haklarýnýn gasp edildiði kabul edilip, bu haklar tanýnmadan hangi sorun çözülebilir? Kürt sorununu ne Kürtler ne de PKK yaratmýþtýr. Tanýnmasý gereken haklar da bellidir. Hiç kimse Kürt halkýnýn yerel demokrasi, özyönetim ve demokratik özerklik talebinden, özgür ve demokratik yaþamýndan vazgeçmesini bekleyemez. Kürt halký da sonuna kadar da haklarýný elde etme mücadelesinde ýsrar edecektir. Bu devlete ve hükümete “Sen bunlarý tanýyacak mýsýn, tanýmayacak mýsýn?” diye sorarlar. Bu haklarý tanýyacak zihniyette olmayanlarýn da hiçbir sözüne inanýlmaz.

Bu devlet ve hükümet Kürtlerin yüzyýllýk itirazýný, kýrk yýllýk büyük mücadelesini yok sayýyor. Diyalog ve bunun sonucu ortaya çýkan Dolmabahçe Mutabakatýný yok sayýyor. 7 Haziran seçim sonuçlarýný yok sayýyor. Kürtlerin her türlü mücadele yöntemi ve çabasý yok sayýlýrsa Kürtler ne yapsýn? Bu durumda Kürtler de “Ben kendi demokratik özgür yaþamýmý inþa edeceðim, devlet bana karýþmasýn, ben kendim kendimi yöneteceðim” der. Devlet de halkýn bu iradesine her yerde saldýrýyor. “Kürt sorunu yoktur” diyen Tayyip Erdoðan tabii ki özyönetimini kurmak isteyenlere saldýr talimatýný da verir. Þu andaki uygulamalar “Kadýn da olsa, çocuk da olsa gereðini yapýn” talimatýnýn sonucudur.

Bu savaþ kararý 30 Ekim 2014 Milli Güvenlik Kurulu toplantýsýnda alýnmýþtýr. 7 Haziran seçiminden sonra da adým adým uygulamaya konulmuþtur. Kürt halkýna ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne ya teslim olursunuz ya da savaþla yok edilirsiniz dayatmasý yapýlmaktadýr.

1 Eylül Dünya Barýþ Gününde bu savaþa karþý halklar ayaða kalkmýþtýr. Türkiye için artýk kalýcý barýþa ihtiyaç vardýr. Halklar geçen üç yýlda olduðu gibi kandýrýlmamalýdýr. Çatýþmasýzlýk bir partinin kendisini iktidar yapmasýnýn aleti haline getirilmemelidir. Bu açýdan tahkim edilmiþ ateþkes olmadan kalýcý ve müzakereye zemin olacak çatýþmasýzlýk saðlanamaz. Tahkim edilmiþ bir çatýþmasýzlýk olacaksa, savaþa hazýrlýk olacak hiçbir þey yapýlmamalýdýr. Tutuklamalar, askeri amaçlý yol ve barajlar, karakollar yapýlmamalýdýr. Dolayýsýyla 2013 yýlýndan bu yana tutuklananlar serbest býrakýlacak, karakol ve baraj yapýmlarý durdurulacaktýr. Baþ müzakereci Kürt Halk Önderi özgür koþullarda müzakere yapacaktýr. Müzakere koþullarý Meclise taþýnacaktýr. Ýzleme Heyeti ve üçüncü göz müzakere sürecinde devrede olacaktýr. Kürt Özgürlük Hareketi halký kandýrmamak ve gerçek çözüm yaratmak için bunlar saðlanmalýdýr açýklamasý yapmýþtýr. Artýk Kürt halký ve Kürt Özgürlük Hareketi ne kendini kandýrabilir, ne de baþkasýný! Aslýnda bir noktaya gelinmiþti, ama Cumhurbaþkaný Erdoðan “Kürt sorunu da yok, taraf da yok, Ýzleme Heyeti de yok, muhatap da yok” diyerek Kürt sorununun çözümü için müzakere yapmayacaðýný açýkça ortaya koymuþtur. Çünkü 30 Ekim 2014 MGK’da savaþ kararý alýnmýþtýr. Þimdi de bunu sonuna kadar sürdüreceðiz diyorlar.

Kürt tarafý çözüm için zorunlu olan adýmlarýn ne olacaðýný söylerken; AKP’lilerin “Türkiye'yi terk edecekler, çekip gidecekler” dediði yerde ne çatýþmasýzlýk olur, ne de çözüm süreci. Çünkü bu savaþý baþlatanlar kabul edilmeyecek þeyler söyleyerek savaþta ýsrar ediyorlar. Zaten sonuna kadar savaþ diyorlar. Bunu diyenlere karþý da direnilir ve direnilecektir. Herkes empati yapmalý, kendini Kürtlerin yerine koymalýdýr. Çünkü haklarý gasp edilen Kürtlerdir. Kuþkusuz sonunda Erdoðan da, Davutoðlu da tasýný taraðýný toplayýp Saray’ý da Çankaya’yý da boþaltacaklardýr.

Son zamanlarda “PKK HDP’yi etkisizleþtirdi, Selahattin’i azarladý” gibi psikolojik savaþ haberleri yapýyorlar. Bunlarýn hiçbiri gerçeði yansýtmýyor. Kürt demokratik hareketinin tarih sahnesine nasýl çýktýðý ve geliþtiði bilinmektedir. 1990’lý yýllarýn baþýnda Kürdistan'ýn her tarafýnda geliþen serhýldanlar, yani Diriliþ Devrimi olan demokratik, sosyal ve kültür devrimi bu demokratik siyasal mücadeleyi ve onun partilerini ortaya çýkarmýþtýr. HDP de Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin demokratik ulus ve halklarýn kardeþliði temelinde yeni Türkiye'yi yaratma zihniyeti sonucu ete kemiðe bürünmüþtür. HDP içinde yer alanlarýn direncine raðmen, böyle bir partileþmeye karþý direnç gösterilmesine raðmen Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin ýsrarýyla HDP var olmuþ ve geliþmiþtir. HDP projesini kim savundu, kim karþý çýktý, kim inanmadý ve bunlara karþý kim direnerek HDP'nin baþarýsýný saðladý, bunlar bellidir. Bunlar da en baþta Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi’dir.

Bu açýdan ne Önder Apo, ne de PKK HDP'nin, Selahattin Demirtaþ’ýn, Figen Yüksekdað’ýn ya da baþka bir yöneticisinin önünü keser. Aksine daha da geliþmelerini ve etkili olmalarýný ister. Bazý eleþtirileri ve önerileri olmuþsa, bunlar da beklentilerden dolayýdýr. Çünkü onlar da halka karþý tarihi bir sorumluluk içindedirler. Kýrk yýllýk mücadelenin aðýr bedelleri omuzlarýndadýr.

Ne bu mücadele kolaylýkla geçti, ne de kolaylýkla bugünlere gelindi. HDP bu mücadelenin ürünüdür. Selahattin Demirtaþ ve Figen Yüksekdað da bu önemli projenin sorumlularýdýrlar. Türkiye'yi demokratikleþtirme ve Kürt sorununu çözüme kavuþturmada bu proje bundan sonar da rolünü oynayacaktýr. Bu parti “Haydi bir parti kuralým” denilerek kurulmamýþtýr. Büyük bir tarihi mücadele, tecrübe ve birikiminin sonucu kurulmuþ bir partidir. Bu partiye de en baþta ve en fazla emek verenler sahip çýkar. Bu açýdan PKK'nin HDP ve Eþbaþkanlarla hiçbir sorunu yoktur; sadece ve sadece onlarýn baþarýlý olmasý için çalýþýr.

Çünkü onlarýn baþarýsý tüm halkýmýzýn baþarýsýdýr. Kuþkusuz bu da HDP'nin dayandýðý tarihi ve toplumsal zemine ve mücadele diyalektiðine dayanýlarak gerçekleþir. 

PEKÝ, SÝZÝN ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Kendinize yakýn gördüðünüz müttefik Türkiye’ye karþý ne zamana kadar sesiz kalacaksýnýz?

YENÝ MÜCADELE DÖNEMÝ VE ÖNCÜ KADRONUN ROLÜ

Hakikat algýsýndaki yanlýþlýk ve yanýlgýdan kurtulmak, ne istediðini bilmek ve bunu bir bilinç, bir farkýndalýk yaratarak sürekli oluþ halinde derinleþtirmekle mümkündür.

KÝRLÝ VE KALLEÞÇE SAVAÞ YÜRÜTEN KÝMDÝR?

Bu zihniyet ve siyaset anlayýþý sadece siyasetçileri deðil, basýný, aydýnlarý ve yazarlarý da büyük çoðunlukla kendine benzetmiþtir.

2018 © Partiya Karkern Kurdistan (PKK)
[[email protected]]