22/02/2018

PEKÝ, SÝZÝN ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Kendinize yakýn gördüðünüz müttefik Türkiye’ye karþý ne zamana kadar sesiz kalacaksýnýz?

 

 

 

 

 

 

Deniz GÜL


Ortadoðu’da her geçen gün biraz daha yoðunluklu siyasal-askeri çatýþmalara tanýk oluyoruz. 90’lý yýlarda Irak’la baþlayan askeri müdahale çaðýn demokratik deðerleriyle çözüme kavuþmayýnca diðer Arap ülkelerine sýçradý. En son batýnýn kendine yakýn gördüðü Türkiye’yi de içine alan geliþmelere tanýk olmaktayýz.

Burjuva Demokrasinin en önemli meþruiyet sýnavý, seçimden seçime sistemini yenileyip, buna göre halkýn belli bir partinin veya birkaç parti tarafýndan yönetilmesini kabul etmesiydi. Ne yazýk ki bu durum þu an Türkiye’de yaþanmýyor. Sizin de savunduðunuz siyasal deðerlerinizle baðdaþmayan bu durumu kabul edecek misiniz? Kendinize yakýn gördüðünüz müttefik Türkiye’ye karþý ne zamana kadar sesiz kalacaksýnýz? Geliþmelere bir göz atalým nasýl bu duruma gelindi.

Türkiye 7 Haziran’da seçimini yaptý. Adalet ve Kalkýnma Partisi’nin (AKP) ‘yeþil faþizmi’ seçim sonuçlarýyla çok aðýr bir yenilgi aldý; AKP, seçimlerden birinci parti olarak çýktý ama tek baþýna hükümet kuramadýðý için, hükümet kurma amacýna dayanmayan göstermelik koalisyon turlarýna baþladý. Esas amacý yeniden seçime gitmekti. 7 Haziran seçiminin en önemli sonucu AKP’nin tek baþýna iktidar olamamasýyla Cumhurbaþkaný R. T. Erdoðan’ýn ‘Baþkanlýk Sistemi’ hayallerinin tepetaklak suya düþmesi oldu. AKP ve Erdoðan’ýn hesaplarýný altüst eden seçim sonuçlarý, Türkiye’deki statükonun diðer bileþenleri olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) için de iç açýcý deðildi, bu partilerin oylarýnda ciddi bir artýþ olmadý. % 13.1 oy alarak ilk defa Kürt legal siyaset geleneði ile Türkiye’nin devrimci, sosyalist ve demokrat bir kesimini parlamentoya taþýyan Halkýn Demokratik Partisi (HDP), “demokratik siyaset” tarzý ve “demokratik ulus” anlayýþýyla Türkiye’nin siyasi tablosunu deðiþtirerek tarihi bir baþarý saðladý.

 Ne var ki AKP’li Cumhurbaþkaný Erdoðan ve þürekâsý, seçim sonuçlarýný hazmedemeyip bir mizanseni andýran koalisyon görüþmeleri ardýndan 1 Kasým 2015’te erken seçime gitme kararý aldýlar. Yani kendisi bugüne kadar “Tekrar Seçim” dedi. Mevcut olaný kabul etmeyerek, aslýnda kendi anayasasýný askýya alarak var olan hukuklarýný da tanýmadýðýný göstermiþ oldu. Davutoðlu’ndan sonra hükümeti kurma görevini Kýlýçdaroðlu’na vermesi gerekirken vermedi.  Bu durumla da yetinmeyip seçimlerden önce ilkin Dolmabahçe görüþmelerini tanýmayacaðýný ilan etmiþ daha sonra da seçim sonuçlarýndan dolayý 24 Temmuz’da da iki buçuk yýlýk ateþkesi bozmuþtur.

Biz Kürtler, bu seçimleri önemsedik ve neticede bakarsak 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarý, Türkiye haritasýnda Kürtleri iyice belirginleþtirdi. Daha önce Kürdistan’dan, Kürtlerin bir kesiminden oy alan ve aldýðý oylarý referans göstererek bazen 70-75 AKP’li Kürt milletvekili var diyerek, Kürt siyasetinin Kürtleri temsil etmediðini iddia eden AKP, esaslý darbeyi Kürdistan’da yedi, diyebiliriz. Bu durum AKP’de ciddi bir sarsýntý yarattý.

AKP yöneticilerinin utanmadan ileri sürdükleri iddialar gülünç. Seçim süreci, HDP açýsýndan Adana ve Mersin’de il binalarýnýn bombalanmalarýyla yine Diyarbakýr’da yüzbinlerce insanýn katýldýðý HDP mitingine bombalý saldýrýya varan yoðun bir baský altýnda geçmiþti.  Avrupa Güvenlik ve Ýþbirliði Teþkilatý’nýn (AGÝT) Türkiye’deki seçime iliþkin 18 Aðustos 2015 tarihli raporuna göre Cumhurbaþkaný’nýn devlet imkânlarýyla AKP lehinde seçim propagandasý yapmasý ve basýnýn oto-sansüre zorlanmasý gibi hususlar göz önüne alýndýðýnda, seçimin hiç de Erdoðan’ýn ifade ettiði gibi, HDP lehine bir baský ortamýnda gerçekleþmediði ve bu gibi argümanlarla HDP ’nin meþruiyetine kara çalma çabalarýnýn bir acizliði ifade ettiði anlaþýlýyor. Bu kara çalmanýn kuþkusuz daha önemli bir nedeni var: AKP’nin Kürt sorununa yaklaþýmýný temelinden sarsýldý. Bu sarsýntýnýn AKP’den yansýmasý “çözüm sürecinin buzdolabýna kaldýrýlmasý” oldu.

Türkiye’de Halkýn önemli bir kesimi ‘Baþkanlýk Sistemini’ benimsemediðini bu seçimle göstermiþ oldu. Buna raðmen R. Tayyip Erdoðan’ýn kendisinin Cumhurbaþkaný seçilmesiyle sisteminde deðiþmiþ olduðunu iddia etmesi meþru oluyor da, halkýn Kürdistan’da en az % 70 ile 80 arasýnýn seçimini öz yönetimleri ilan etmekten yana kullanmalarý meþru olmuyor.  Kimin nasýl bir çözümden yana olduðu artýk bellidir. Kürt Halkýnýn merak ettiði konu Kürt sorunu uluslararasý, bölgesel ve yerel bir sorun olarak herkesi ilgilendiriyorsa neden halen AB, Avrupa Konseyi ve BM’lere üye olan ülkeler sessizliði bu kadar güçlü yaþýyorlar.

Bir süredir þiddetli bir savaþ yaþanýyor. 100’e yakýn sivil insan TC güçleri tarafýndan bu kýsa sürede katledildi. AB ve ABD her iki tarafý ateþkese davet etmiþtir. Yani kendilerini üçüncü bir taraf olarak görüyorlar demektir. Böyle olduðunu kabul edelim, fakat halen Kürt sorununa iliþkin kendi çözüm yaklaþýmlarýný bilmiyoruz. Kürt Halký, bu güçler sessiz kaldýkça R. Tayyip Erdoðan’ýn yaptýklarýný onayladýðýný kabul etmiþ olacaktýr.      

YENÝ MÜCADELE DÖNEMÝ VE ÖNCÜ KADRONUN ROLÜ

Hakikat algýsýndaki yanlýþlýk ve yanýlgýdan kurtulmak, ne istediðini bilmek ve bunu bir bilinç, bir farkýndalýk yaratarak sürekli oluþ halinde derinleþtirmekle mümkündür.

KÝRLÝ VE KALLEÞÇE SAVAÞ YÜRÜTEN KÝMDÝR?

Bu zihniyet ve siyaset anlayýþý sadece siyasetçileri deðil, basýný, aydýnlarý ve yazarlarý da büyük çoðunlukla kendine benzetmiþtir.

AKP 12 EYLÜL’Ü RESTORE ETMEK ÝSTEMEKTEDÝR

12 Eylül saldýrýlarý dýþ dünyanýn da desteðini aldýðýndan çok pervasýz yapýlmýþtýr. Zaten 12 Eylül darbesi yapýldýðýnda ABD’li bir yetkili “bizim çocuklar yaptý” demiþtir.

2018 © Partiya Karkern Kurdistan (PKK)
[[email protected]]