18/10/2017

ÖNDER OLMAK

Yerçekimi kanunundan daha evrensel, daha güçlü ve aşk kadar imkan dahilinde olan bir itme-çekme ilişkisi...

 

 

 

 

 

Dilzar Dîlok  

Önder kavramı bir grubun önünde olmanın ötesinde bir kavramdır. Rehberlik, kılavuzluk, öncülük kavramlarını kapsayan ancak bu kavramların tanımlamaya yetmediği bir kavramdır. Önder kavramı, salt toplumun önünde olmak ya da yürünecek yolu göstermek değildir. Toplumun dünü, bugünü ve geleceğinin tamamı olmaktır. Toplumun hangi yollardan geldiğini, nasıl o yolları aştığını, nasıl yol bilincinden ve yoldan mahrum bırakıldığını göstermek kadar, bugün nasıl yürüneceğini de gösterendir. Bir anlamda da yolu oluşturandır. Bu anlamıyla bir toplumun önderi olabilmek bir toplumun hafızası olabilmektir. Bir kişide tarihin yoğunlaşmasıdır. Bir kişinin tarih olmasıdır. Önder olmak, tarih ve toplum olmaktır.

Evrensel tarih kadar dünya insanlığının toplumsallığını da kendinde temsil edebilmektir. Zira bu yılki 8 Mart ve Newroz eylemleri de dünya insanlığının Kürdistani anlamları sahiplenmesinin göstergesi olmuştur.

Önder olmak, bir partinin lideri olmaktan başka bir şeydir. Önderliğin toplumla buluşmasına vesile, bir partinin öncü kadrolarından olması, giderek lider konumuna gelmesi ve giderek partiyi aşan bir yaşam hakikatine, bir toplum hakikatine dönüşmesidir. Parti, Önder Apo’nun yaşam ve toplum tanımını oluşturmasında bir adım olarak değerlendirildiğinde anlam kazanmaktadır. Partimiz PKK’yi salt bir Marksist-Leninist parti olarak tanımlamak da yanlıştır. Zira PKK yeni toplumsallığını arayan Kürt gerçeğini temsil etmektedir.

Şu anda dünya sistemi derin bir kriz, bir sistem bunalımı yaşamaktadır. Aynı zamanda dünya insanlığı da bu krizin içine çekilmekte ve sözkonusu kriz insanı malzeme yaparak kendi varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Dünya sistemin aradığı huzur ya da çözüm değildir, istikrar değildir. Süreğen kriz durumu tam da dünya sistemin, merkezi uygarlığın yaşam biçiminin varolma biçiminin kendisidir.

Tüm dünya insanlığını bu krizden kurtaracak olan da Önder Apo’nun demokratik ulus perspektifidir. Önderlik bu anlamda salt dar bir ulusal topluluğun kimliği olmaktan çıkmakta, ortak toplumsal, insansal, yaşamsal değerlerde buluşan tüm ulusların, toplumların ve insanların kimliğinin ifadesi olmaktadır. Bu anlamıyla Önderlik demokratik ulus kimliğinin görünür kılınmasıdır da diyebiliriz.

Önderliği en güzel anlatanlar şehitlerimizdir. Hz. Muhammed’in mucizesi Kuran’dır, Hz. Musa’nın ise büyük nehri ikiye bölmesidir, Önderliğin ise kadındır.diyor bir şehit yoldaş. Bir başka yoldaş da cennet kavramı üzerinden Apocu yaşamı tanımlıyor. Eğer cennet birilerinin huri olarak birilerine sunulduğu yer ise adaletsizliğin, mülkleştirmenin ve köleliğin en derininden yaşanacağının vaad edildiği yer ise öyle bir cenneti istemiyoruz. Önderlikle yaşamak, Apocu gerçeklikle yaşamak bizim cennetimizdir.  

Önderliğe katılmak diyoruz. Her birimiz kendi irademizle toplumdaki yaşamlarımızdan, evlerimizden, arkadaş çevremizden, ortamlarımızdan çıkıp geliyoruz. Aslında Apocu yaşama katılmamızı sağlayan irade kişinin kendi iradesi olması kadar kişiyi içine gömüldüğü sistemden-ortamdan çıkarmayı başaran bir üst iradenin varlığıdır.

Önderliğin yarattığı toplumsallığın gücü kendisi olarak bir irade bir güçtür. Ve Önderliğe katılmak tam da budur. Bizi parti saflarına iten irade ile bizi çeken iradenin ortaklığıdır diyebiliriz.

Ancak bizi çeken iradenin gücünün bizi getiren iradeye üstünlüğünü kabul etmek zorundayız. Zira bu kadar üstün olmasaydı milyonlarcasını çekebilir miydi kendine? Önderlik bizi kendine çekti. Bizde de içsel olarak bizi Önderlik dünyasına iten bir şeyler vardı. Önderlik gerçeği ve birey olarak kendimizi ele aldığımızda evrenin kökeninde olan, aşkta kendi soluğunu bulan itme çekme ilişkisini görebiliriz. Bu itme ve çekmenin bağı da toplumsallığımızdır.

Güneş ve gezegenler ilişkisine benzetebiliriz bunu. Gezegenlerin her birinin, onları oldukları yerde tutan bir gücü var, ancak güneşten de kopamayışlarını sağlayan bir güneş gücü var. Güneşin etrafında dönerler. İkisi arasındaki itme-çekme ilişkisi biraradalığı oluşturur.

Yerçekimi kanunundan daha evrensel, daha güçlü ve aşk kadar imkan dahilinde olan bir itme-çekme ilişkisi... Özcesi, bizim Önderlik gerçeğine katılma istemimiz bir aşk arzusunun gerçekleşme çabasıdır.

Sürekli bir yoğunlaşma, bir sorgulama ve kendini tartma ve sıradan olmayan bir sınanma halinde olmamız bu aşkın gerçekleşebilirliğiyle bitmemişliği arasında gidip gelmemizdendir.

Belki de özünde bizim gelişlerimizden öte bizi getiren, bizi bize rağmen çeken, egemen sistemlerin içinden çekip çıkaran bir iradedir Önder Apo gerçeği.

Önder Apo “Herkes içinde gömülü insanı bende bulur” demişti. Bizler de, içimizde gömülü olan insanın peşinden geldik. Önderliğe katılmak, içinde gömülü olan insanın peşinden gelmektir. Çünkü Önderlik bir kimlik-kişilik olmaktan öte bir toplumsallıktır. Toplumsal değerler bütününün bir bedende ifade bulmasıdır.

Önderlik, o gerçekle tanıştığımız an, bizim yüreğimize bir kuşku koydu. Bu kuşku verili olana bizi yabancılaştıran bir tohum olup yüreğimizin toprağına ekildi. Verili olana yabancılaşma tam karşısında gömülü olan yanıyla, toprak altı olan yanıyla, yani özüyle buluşmayı getirdi.

Önderliğin kadınla yoldaşlığı, özgür eş yaşamın da tanımını oluşturmaktadır. Önderlik özgür kadın için “Felsefi arayışımın temel taşı” derken hem bu sözüyle kadını yüceltmekte ve kendi yürüdüğü kutsal yolda kadına da duygu ve düşünce anlamında bir yol açmakta, hem de kadında “nasıl özgür yaşamalıyız” sorusunun cevabına yönelik arayışların köşe taşlarını oluşturmaktadır. 

Yaşam anlamını derinliğine kavrayan, yaşamı salt parçaların biraraya gelişinden ibaret görmeyen, yaşam bütünlüğünün her yerde ve her zaman korunmasının anlamlı yaşamı da oluşturacağının bilincinde olan kadın Önderliği anlayan ve Önderlik ile yaşayan kadındır.

Bu newroz ve 8 mart, tüm kadınların nasıl yaşamak istediklerini de göstermiştir. Kadınların özgür yaşam iddia, istem ve umutları mücadele ve direniş kararlılıklarıyla birlikte daha da görünür olmuştur.

2017 yılının 8 Mart ve Newroz, Afrin’den Şengal’e, oradan Rojhilatê Kurdistan’a kadar, Halep’ten Uruguay’a hatta Japonya’ya kadar başta Kürt kadınları olmak üzere Türkmen, Arap ve enternasyonal tüm kadınların, tüm toplumların Önder Apo’nun yaşam felsefesi etrafında nasıl da toplandığını göstermektedir. Özelde Kuzey Suriye Federasyonu kapsamında demokratik ulus projesine katılan ve kendini yaratma iddiasında olan kadınlar Önderliğin yaşam perspektifiyle ancak kendi tanımlarını yaratabileceklerini bir kez daha bu eylemlerle gösterdiler.

4 Nisan 2017’yi de “Önderlikle yaşama” amacının en güçlü eylemlerinin, en kapsamlı direnişlerinin ve en büyük zaferlerinin yeni bir aşaması haline getirerek bu eylemlere yeni bir boyut ve yeni bir anlam kazandırabiliriz.  

Umut, yaşama koşulunun hiç olmadığı yerde yaşam yaratmaktır. Biz bugün için umutluyuz demiyoruz. Umutlu değil, inançlıyız, iddialıyız ve kararlıyız. Çünkü yaşama koşulu yok olmuş değildir. Özgür yaşama koşulu fazlasıyla vardır, direniş zaten özgür yaşamın tanımını başlıbaşına bize göstermektedir.

Önderlikle yaşamanın anlamını bizde yeniden sorgulatan şehitlerimiz karşısında saygıyla eğiliyorum. Bu doğum gününün tüm Kürdistan ve dünya insanlığının özgürlük doğumu olması için herkesi direnişe, diktatörlükleri yıkmaya ve kendi özgür sistemlerini inşa etmeye davet ediyorum. 

Bir yürek yangını, bir hançer, bir Şengal delis

Elbette tarih herkesin hakkını verecek, hesap sorulacak olandan da hesabını soracak. Buna en çok...

Demokratik toplum örgütlülüğü görevimizdir

Demokratik toplum örgütlülüğü üzerinde çalışmayan, bunu geliştirmek için çaba harcamayan, buna katkı sunmayan her...

Köpekleri salmışlar ama taşları bağlayamazlar

Tarihin eski çağlarında, insanın eline bir taş almasıyla başladı büyük insanlık serüveni, bugün o taş ...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]