20/08/2017

PKK PAZARLIĞI VE DEMOKRATİK ÇÖZÜM

Hatta söz konusu pazarlık “Teröre karşı mücadele” adıyla yapılmaktadır ki, bazıları bunu çok doğal olarak görebilir. Ancak gerçeklerin böyle olmadığını, “Terörizm” denenin özgür Kürtlük olduğunu ve Kürt özgürlüğünün yok edilmesi..

 

 

 

Kürt sorununun yirminci yüzyıl Ortadoğu’sunun en temel sorunu olduğu biliniyor. Çünkü yüzyıl başındaki Birinci Dünya Savaşının şekillendirdiği Ortadoğu ulus-devlet sistemi Kürdistan’ın parçalanması ve inkâr edilmesi üzerine kurulmuş bulunuyor. Bildiğimiz Kürt sorunu da, esas olarak bu temelde yaratılan bir sorun oluyor. Her ne kadar yirminci yüzyıl ortalarında Filistin sorunu ve Arap-İsrail çelişkisi biraz öne geçmiş olsa da, yüzyılın son çeyreğinden itibaren Kürt sorunu ağırlığını tümden oluşturmuş bulunuyor. Bu nedenledir ki, çeyrek asırdır süren Üçüncü Dünya Savaşı, sonunda Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile iç içe geçmiş durumdadır.

Söz konusu durumun Kürtleri ve Kürdistan Özgürlük Hareketini Ortadoğu’da yaşanan savaşın en aktif ve belirleyici gücü haline getirdiği açıktır. Bu gerçeği artık tüm küresel ve bölgesel güçler kabul etmektedir. Kuşkusuz böyle bir durumun ortaya çıkmasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği örgüt ve mücadele de belirleyici konumdadır. Bu gerçek DAİŞ faşizmine karşı mücadelede çok açık bir biçimde ortaya çıkmış durumdadır. Mevcut konumda Kürtleri aktif kılan ve Kürt sorununu merkez yapan Kürdistan Özgürlük Hareketi PKK’nin varlığı ve mücadelesidir. Yani Önder Abdullah Öcalan’ın ortaya çıkarmış olduğu özgür Kürt kişiliği ve bu temelde gelişen özgürlük ve demokrasi hareketidir.

Kuşkusuz böyle bir durumda Kürtler ve PKK üzerinde pazarlık yapılıyor olması doğaldır. Çünkü, genel bir deyim olarak, meyve veren ağacı taşlarlar. Bugünün Ortadoğu’sunda meyve veren halk Kürtler, Kürdistan’da meyve veren hareket de PKK olmaktadır. Bu nedenle PKK hareketi ve pratiği üzerinde çok çeşitli pazarlıklar yoğun bir biçimde yaşanmaktadır. En son ABD Başkanı Trump ile TC Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmenin esasının da PKK üzerindeki pazarlık olduğu açığa çıkmıştır. Çünkü tarafların ortak noktasının PKK’ye karşı mücadele olduğu açıkça görülmüştür.

Yıllardır AB-TC ilişkilerinin de PKK pazarlığı temelinde sürdüğü bilinmektedir. TC-Rusya ilişkilerinde de PKK pazarlığı Önder Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim 1998 komplosundan itibaren başlamış ve bugüne kadar gelmiştir. Bugün TC-İran, TC-Irak ilişkilerinin merkezinde PKK pazarlığı vardır. Yine AKP-KDP ilişkilerinin temelinde de PKK pazarlığı bulunmaktadır. Görülüyor ki, Kürdistan etrafında oluşan tüm ilişkilerin temelinde PKK pazarlığı yer almaktadır.

Denebilir ki, siyasal ve askeri gelişme yaratan bir güç üzerinde pazarlık yapılıyor olması doğaldır. Ve böyle bir pazarlık yürütmeye herkesin hakkı vardır. Elbette bir açıdan bu doğrudur ve yapılanlara denecek bir şey yoktur. Aktif siyaset yürüten ve siyasal gelişme yaratan bir güç, ortaya çıkan sonuçlar üzerinde pazarlık yapılacağını da bilmek ve kendini buna göre hazırlamak durumundadır. Burada önemli olan, söz konusu pazarlıklarda kaybeden, yani yaptıklarından hep başkasının yararlandığı bir konuma düşmemektir. Tersine sonuçta kazanan olmayı da başarmaktır. Elbette PKK’nin de bunları hesaba katan bir yaklaşımı ve planlaması vardır.

Kuşkusuz söz konusu pazarlığın niçin yapıldığı üzerine bir şey belirtmiyoruz. Ancak söz konusu pazarlık kapsamında iki şeyi ifade etmek istiyoruz. Birincisi, söz konusu PKK pazarlığının, aslında Kürdistan üzerinde yeni bir paylaşım ve egemenlik kavgası olduğunun bilinmesidir. Yani Kürdistan üzerindeki yeni egemenlik kavgası bugün PKK pazarlığı biçimde sürmektedir. Çünkü geliştirdiği özgürlük bilinci ve eylemiyle PKK Hareketi aslında Özgür Kürdistan’ı ortaya çıkarmış durumdadır. PKK üzerinde pazarlık yapan güçler ise, söz konusu gelişmeyi nasıl yok edeceklerinin ve eski köle Kürtlüğü yeniden nasıl oluşturacaklarının arayışı içindedirler. Yani ellerinden kaçırdıklarını yeniden ele geçirmeye çalışmaktadırlar.

Bazıları açısından buna da normal denebilir. Hatta söz konusu pazarlık “Teröre karşı mücadele” adıyla yapılmaktadır ki, bazıları bunu çok doğal olarak görebilir. Ancak gerçeklerin böyle olmadığını, “Terörizm” denenin özgür Kürtlük olduğunu ve Kürt özgürlüğünün yok edilmesi temelinde Ortadoğu’nun yeniden faşist ulus-devlet diktatörlüklerinin egemenliği altına alınmak ve belki de elli-yüz parçaya bölünmek istendiğini bilmek gerekir. Söz konusu pazarlıkların arkasında Kürtlere dayatılan soykırımın tamamlanması ve Ortadoğu’nun çıkmaz ve kaos içinde tutularak tüm değerlerinin yok edilmesi amacı vardır. Dolayısıyla söz konusu pazarlıkları “Siyasal çıkar gereği” diyerek mazur görmek mümkün değildir. Tersine gerici ve ahlâksızcadır, faşist ve emperyalist amaçlıdır. Kendine demokratik diyen hiçbir gücün bu tür pazarlıklar içerisinde olmaması gerekir. Hele hele KDP’nin tutumunun kabul edilmesi asla mümkün değildir.

İkincisi ise, söz konusu pazarlıkların hepsinin de basit ekonomik-siyasi çıkar çerçevesinde olduğu ve hiçbir çözüm gücü içermediğidir. Bugün PKK üzerinden pazarlık yapanlar sadece biraz çıkar elde etme peşinde olanlardır. Buna KDP de dahildir. Peki bu güçler, Ortadoğu’da yaşanan ve ağır acılara yol açan söz konusu savaşı sona erdirmek ve savaşa yol açan sorunları çözmek için herhangi bir şey öneriyorlar mı? Ciddi ve uygulanabilir bir çözüm projesi ortaya koyabiliyorlar mı? Hayır! Söz konusu güçlerin barışa ve çözüme dair hiçbir projeleri yoktur. Onlar sadece biraz daha ekonomik çıkar ve biraz daha fazla egemenlik peşinde koşmaktadırlar. Tabi bunları da bölge halklarının oluk oluk akan kanları üzerinde gerçekleştirmeyi esas almaktadırlar.

Gerçekler böyle olunca, o zaman PKK üzerinde yürütülen bu ahlaksızca pazarlıklara elbette karşı çıkmak gerekir. Söz konusu pazarlıkların amacının sadece ekonomik-siyasi çıkar elde etme kavgası olmadığını, onunla birlikte Kürdistan ve Ortadoğu’da barışın ve demokratik çözümün gerçekleşmesini de engellemek olduğunu bilmek ve görmek önemlidir. Çünkü PKK Hareketi sadece siyasal gelişmeler yaratan bir güç değil, aynı zamanda mevcut savaşı durdurma ve savaşa yol açan sorunları çözme imkânına sahip olan bir güçtür. Bunu gerçekleştirecek bir barış ve demokratik çözüm projesine sahiptir. İşte PKK’ye yöneltilen saldırılar, esas olarak bu projeyi hedeflemektedir.

PKK’ye saldıran birinci gücün TC Devleti ve AKP Hükümeti olması bu görüşü tamamen doğrulamaktadır. Bu güçlerin sadece PKK değil, aynı zamanda Kürt düşmanı ve faşist-soykırımcı oldukları açıktır. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın her gün Kürt karşıtı sözler söyleyip görüşmeler yaptığı ortadadır. Faşist DAİŞ çetelerini kurtarmak için YPG-YPJ güçlerine yönelik her gün saldırı yürütmektedir. Mevcut KDP Yönetimiyle ilişki sürdürüyor olması da bu gerçeği değiştirmemektedir. Çünkü KDP Yönetiminin de herhangi bir barış ve demokratikleşme projesi mevcut değildir. Tersine savaştan ve çatışmadan çıkar sağlamaya çalışan bir güç konumundadır.

Oysa PKK, demokratik özerklik ve demokratik Ortadoğu konfederalizmi projesiyle sadece Kürt sorununun demokratik çözümünü değil, Ortadoğu’daki tüm sorunların demokratik çözümünü öngören ve adım adım gerçekleştiren bir hareket durumundadır. Kürdistan’ı ve Ortadoğu’yu barışa ve demokrasiye taşıyacak tek hareket PKK Hareketidir. Nitekim PKK’nin gelişimiyle Ortadoğu’da ulus-devlet faşizmi ve dinsel fanatizm aşılmaya başlamıştır. Dolayısıyla PKK’ye karşı çıkmak demek, aslında Ortadoğu’da DAİŞ, El Kaide ve AKP-MHP faşizmini desteklemek demektir. Kendine demokratik diyen güçlerin PKK’ye karşı çıkması veya onun üzerinde pazarlık yapması değil, tersine onun yürüttüğü Özgür Kürdistan ve Demokratik Ortadoğu mücadelesine destek olması gerekir. Bugünün dünyasında demokratik olmanın gerçek ölçütü budur.

20 Mayıs 2017

Duran Kalkan

PKK Yürütme Komitesi Üyesi 

Kutsamak ve Kutsanmak

Mansur kimdir? Enel Hak belirlemesi üzerine çok yorum yaptık, yapıyoruz ama Mansur gerçekten kim? Bir müşrik mi? Bir ermiş mi?

Endüstriyalizm Mutsuzluk Üretir

Şartlanmışçasına tüketimden kopamayan insanların üretimsizliği insanları mutsuzlaştırmakta ve mutsuzluk yaşamın bir olağanı haline gelmektedir...

Daha fazla bilinçlenmek, daha fazla mücadeleci olmak, daha fazla başarmak

Herhangi bir yerden bir şey beklemeden, öz irademiz ve halkımızın örgütlü iradesiyle mücadelemizi yükselterek Önderliğimize ve halkımıza dayatılan ideolojik, siyasi, askeri ve kültürel saldırıları...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]