21/11/2017

Yenilmezliğin Kültürel Sırrı

Küresel kapitalizmin bekçisi olan bir iktidarın saldırılarıyla yok olabilir mi bu güzel halk? Ne yapılırsa yapılsın bu halk yenilmedi, yenilmeyecek; çünkü ...

 

 

 

 

Şiyar Amed

“Direniş güzelleştirir” denilir. Kürt halk gerçekliğinde direnişin güzelleştirdiği, teslimiyetin ise çirkinleştirdiği ve kesinlikle ihanete götürdüğü kanıtlanmıştır.

Binlerce yıl kabile ve aşiret kültürüyle yaşayan Kürt halkı özgürlükçü karakterini sürekli korumayı bilmiştir. Soykırım rejiminin son iki yüz yıllık saldırıları bu ruhu darbelese de direniş sayesinde adeta küllerinden yeniden dirilmiştir.

Nasıl bir halk olduğumuzu kısa bir yazıyla özetlemek zor olsa da en sade şekilde kültürel değerlerle ifade edebiliriz. Yenilmezliğin sırrı da burada saklıdır, kültürde!

Halk olarak zihniyet dünyamızı şekillendiren temel olgu, içinde yaşadığımız coğrafya ve kendi ekolojik doğamız olmuştur.

Kürdistan ekosistemi, bir yanı çok sevecen bir yanı çok sert bir halk gerçekliği yaratmıştır.

Mitolojik yaratımlarında tanrı-tanrıça figürleri ana kadın kültürü ekseninde şekillenmiş; inanç sistemi doğacıl ve sevecen karakterde gelişmiştir.

Dağlarda sert geçen yaşam ve direniş koşullarında cesaret, yiğitlik gibi temel özellikler öne çıkarken kabile-aşiret kültürü gaspa, hırsızlığa, gaddarlığa, yıkıcılığa, sömürüye fırsat vermeyen bir ahlaki şekillenmenin gelişmesine yol açmıştır.

Bir bahar halkı olan Kürtlerin, dağlarla, kayalarla, nehirlerle, çiçeklerle, kuşlarla, renklerle haşir neşir olması, sanatını, edebiyatını, folklorunu da doğrudan etkilemiştir.

Bütün doğa insanlar gibi canlıdır, duyguludur, akıllıdır. Uzun kış gecelerinde anlatılan masallarda çiçekler, kuşlar, kaplanlar, ağaçlar, dağlar konuşur, ağlar, güler…

 Kürdün hançeresi olağanüstüdür, öyle ki sanki dağ şarkı söylüyor gibidir; Dengbejlik dağ gibi yürek ister.

Makamı kuralsız değildir ama sınır tanımaz! İçtiği çay gibi notaları da kaçaktır.

Müzikte olduğu gibi edebiyatta da doğa, aşk ve kahramanlık ana temalardır. Dağın yüreğinden kopan bir edebiyatın gücüne hiçbir şey ulaşamasa da, asimilasyon politikaları ve yasaklamalar yazılı edebiyatın az sayıda olmasına, daha çok sözlü geleneğin öne çıkmasına yol açmıştır.

Direnişler destana dönüşmüş, sözlü anlatım geleneğinin başköşesine oturmuştur. Masalcıların öte ucunda ise köy tiyatrocuları bulunur.

Tarıma geçiş sürecinde, ürün toplama bayramlarıyla başlayan gelenekleri Kürtleri bir bayram halkına dönüştürmüştür, ta ki sömürgeci güçlerle karşılaşana dek. Bu aşamadan sonra artık bir savaş halkına dönüşecek ama en ciddi savaş durumlarında bile espri yeteneğini kaybetmeyecek, ölümü bayram coşkusuyla karşılamayı öğrenecektir.

Halk oyunlarında bile, kartallar, kurtlar kavgaya tutuşmuştur; oynamazlar, adeta savaşırlar. Dans etmesini bilmeyen Kürt yoktur. Davul-zurna eşliğinde kadın-erkek el ele tutuşur, topluluk kültürünün yansıması olarak en zarif danslarını icra ederlerken, tempo arttıkça eller birbirinden ayrılır ve adeta savaş düzenine geçerler.

Ressamın tablosunda bütün renkler bir aradadır; uyum kaygısı yoktur, çünkü renkler doğaya aittir ve doğanın kendisinden daha üstün bir renk koordinatörü yoktur. Kürt giysilerindeki –özellikle kadın giysilerindeki- renk cümbüşü doğal ahengin ve doğayla kaynaşmanın yansımasıdır. Yine, çömleğe, kilime, halıya işlediği motiflere bakılırsa Kürt kadını en büyük ressamdır.

Kürt halkının renklerle dostluğu, doğacıl inançlarına da yansımış, günleri bile renklerle betimleyebilmiştir: Pazar günü kırmızı, Pazartesi siyah, Salı beyaz, Çarşamba mavi, Perşembe mor ya da menekşe rengi, Cuma yeşil ve Cumartesi sarı renklidir.

Yaşamı bir sanat gibi karşılayan halktır Kürt halkı. Kadim kültürüyle tüm insanlığı beslemiş olan bu doğal halkın, ölümle, hapisle, açlıkla terbiye edilecek durumlara düşürülmesi, en büyük trajedi olmuştur.

Küresel kapitalizmin bekçisi olan bir iktidarın saldırılarıyla yok olabilir mi bu güzel halk? Akla hayale gelmeyecek düzeyde soykırımın tüm yöntemleri uygulanmadı mı? Ne yapılırsa yapılsın bu halk yenilmedi, yenilmeyecek; çünkü Kürt halkı bir bahar ve Newroz halkıdır; tarihin en köklü ve en renkli kültürüne sahiptir, en direngen…

Sanıyorlar ki bir dağda, bir kentte, bir sokakta katliam yaptıklarında bu halk bitecek!

Dünyanın her yerinde yaşayan ve direnen Kürt halkının 40 yıllık direniş birikimleri, ideolojik, siyasi, askeri, örgütsel, toplumsal kazanımları, yeni bir kitapları ve her bahara sakladıkları sürprizleri vardır.

Diğer halklar kadar güzel olan Kürt halkı da özgürce yaşamayı hak ediyor ve mücadeleyle bunu kazanacaktır.

 

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 2

Tufan hikayesi, son buzul döneminin etkisinde olan bir hikâyedir, iktidarın beğenmediklerinin üstüne tufan gibi gitme bilinci var ve ...

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 1

Urfa, Harran, Kudüs, Mekke, gibi yerler peygamberlik merkezleri olarak bilinir. Buralar farklı arayışların, yani etnisitenin ölmediği

9 Ocak Paris Katliamı ve TC-Fransa ittifakı

Paris katliamı kadınlarda, gençlikte bir bütün Kürt halkında öfke yarattı. Gösterilen mücadele tavrı, kırılma değil

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]