21/11/2017

Amed Çoçukları

Amed direniyor, Amed muhteşem oluyor! Gazeteci soruyor: Kimisi...

 

 

 

 

 

Şiyar Amed

Çocuklar kadar oyunlarını ciddiye alan yok!

Karataşlı sokaklarda asrın maçlarını oynuyorlar, siyah Trabzon lastiklerle.

Harabe evin bahçesinde ikiye bölünüyorlar: Yarısı Cıno’cu yarısı Yılo’cu savaşıyorlar. Burunları bile kanamıyor gülüyorlar. Az büyük yaşta olanı Arafat oluyor; yüzü kapalı, nerden duymuşsa…

 İlk sınıf çatışmasında küçelere bölünüyorlar: Ben u Sen mi yaman, Ali Paşa mı? Xançepek mi yoksa Arbedaş mı? Ya Bağlar? Nerden olursa olsun kolejli olmasın!

 Küçeleri bölseler de ekmek-peynirlerini paylaşıyorlar. Paylaşmak en büyük eylem, paylaşmak kutsal bir ibadet oluyor. Meraklarını, dertlerini, kahkahalarını ve daha neleri varsa paylaşıyorlar.

 Cevizler Zazalardan, eskimolar buzdolapları olanlardan. Gazoz kapağıyla, kibrit kutusuyla başlıyor kumarlar. Kapıları çalıp kaçıyorlar, yakalanan olmuyor, sokakları tanıyorlar. Yağlı kırbaç gelse de faytonlara asılıyorlar…

 Karaborsadan eve tüp getirmeyi, gaz kuyruğunda öne geçmeyi, yazın karpuz kabuğu toplamayı, kışın karkuşu tutmayı, birdenbire büyümeyi öğreniyorlar, enselerine doğrulmuş namluya aldırmadan.

 Kimse rolünden memnun değildi. Çocukların bakışları küskündü artık. Kızlar oyunlardan çekilmiş, delikanlıların bıyıkları terlemişti. Kimseyi ısıran bir fantezileri yoktu, ısırıp kanına girdiler, kurt oldu bazısı dolunay çıkınca: Maskeli-maskesiz, kimlikli-kimliksiz, sakallı-sakalsız…

 Bir laf yayıldı bir gün; kapı, pencere, duvar yarıkları naylonla kapatıldı. Saddam’ın füzesinden değil havasızlıktan öldü bazısı.

 Hevsel bahçesine gidilemeyen, Küpeli havuzuna girilemeyen, bayramlarda çörek yenilemeyen, ağız dolusu gülünemeyen, gecesi gündüzü kana bulanan, adını bile söylemeyip “ORASI” denilen günlere girilmişti. Evlerde kadınların şehriye kesmesi bitmiş, demirciler çarşısı susmuş, git-gel ciğerciye uğra keyfi kalmamıştı.

 Sovyetlerin yıkıldığı, Ali dayının oğluna Kaddafi adını verdiği, Özgür Gündem gazetesi dağıtan çocukların vurulduğu, Surların Zekiye Alkan’laştığı, hapishanelerin dolduğu zamandı.

 Ölüm zılgıtları çınlarken hücrelerde, Şavşat’ın havasını anlatıyordu zindancı. Aynı gökyüzü müydü anlattığı? Başka yerde barut kokuyordu. Sebepsiz cinayetler işleniyordu kirletilmiş sokaklarda. Kuyucak’ta eski bir mahkûm sırtını hep duvara dayıyordu. Korku her yerde aynı korkuydu: Yalnız bizim orada hava daha erken kararıyordu!

 Germencik’te Çingene oluyor, Aydın girişindeki Köşk’te yeşilleniyor, Kırkikindi yağmurlarıyla ıslanıp Sedir adasında durulurken çocukluğum geri çağırıyor…

 Film kesiliyor, sahne arkasında köyler yanıyor. Mahalleye dönüyorum. Kurtulanlar şehir çocuklarıyla tanışmış. Tamirci çırağı tenekeden zaman makinası yapmış. Sokrates’i kandırmış oturmuş beştaş oynuyorlar. Birazdan saklambaç oynayacaklar kral Sezar’la. Kartaca kartalı Hannibal’in yardımına da yetişirler belki. Bizim oralarda oluyor bunlar. Çocuklar teneke ustası, daha ne filmler çevirecekler.

 Akre’den incir getiriyorum onlara, Mardin’den acur. Kimin kısmetine ne düşerse; Selçuk’ta deve güreşleri yapılıyor, Cizre’de tanklar yürüyor. Elazığ’dan bir tren geliyor, Eminönü vapuru sanıyor bir çocuk, camdan simit atıyor. Martılar yok dilenci bir kadın geçiyor. Bir gazeteci soruyor:

Yeşilyurt köyü ne taraf?

Söylüyorum baksana her taraf!

 Koma Berxwedan kasetleri dolaşıyor elden ele. Dağlar yankılanıyor. Notaları isyan eden tüm sanatçılar toplanıyor. Tenekeci çocukların yaptığı piyanonun tuşlarında bir Süryani’nin parmakları geziniyor. Keman çalan mavi gözlü kız ağlıyor. Keman ağlıyor. Tenekeci çocuklar şarkı söylüyor.

 Surların dibinde dökülüyor bütün kanım. Bağlar’ın sembolü oluyor küçük Abdullah’la Enes Ata. Bir güzel dünya Hüsnü-Cihan’ın elinde bayraklaşıyor Amed.

 Yirmisinden sonrası lütuf oluyor. Kime sorsan sebebini biliyor. Kime sorsan yirmisini bulmuyor…

Çocuklar erken büyüyor, gazeteci sebebini anlıyor. Çocuk seslerine tank sesleri karışıyor.

 Amed direniyor, Amed muhteşem oluyor! Gazeteci soruyor: Kimisi sanatçı olmak, kimisi akademisyen olmak istiyor. Şavşat’a gezi yapmak, Akdeniz’de âşık olmak istiyor…

 Ama önce

Büyümeden önce

Çocuklar çocuk olmak istiyor!

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 2

Tufan hikayesi, son buzul döneminin etkisinde olan bir hikâyedir, iktidarın beğenmediklerinin üstüne tufan gibi gitme bilinci var ve ...

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 1

Urfa, Harran, Kudüs, Mekke, gibi yerler peygamberlik merkezleri olarak bilinir. Buralar farklı arayışların, yani etnisitenin ölmediği

9 Ocak Paris Katliamı ve TC-Fransa ittifakı

Paris katliamı kadınlarda, gençlikte bir bütün Kürt halkında öfke yarattı. Gösterilen mücadele tavrı, kırılma değil

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]