22/02/2018

Ýktidarýn Ýslam'la alakasý yok, ibadeti de sahtedir!

Tekrar ediyorum, ben demokratik çÜzßmden yanayým. Fakat demokratik çÜzßmßn Ünß açýlmazsa kesinlikle AKP'ye bir daha Þans tanýmayacaðým

 

 

 

 

Abdullah Öcalan
1 Haziran 2011

Bana yönelik ZerdüĂžt olduĂ°umuz yönünde propagandalar yapĂ˝lĂ˝yor. Buna cevap vermek istiyorum. Sivil cuma namazlarĂ˝na iliĂžkin eleĂžtiri yapĂ˝yorlar. Bunlara cevap vereceĂ°im. Ben kitaplarĂ˝mda da belirtmiĂžtim, ZerdüĂžtlüĂ°ün birçok din üzerinde etkileri olduĂ°unu söylemiĂžtim. Hz. Muhammed'in cenazesi daha ortadayken ihtilaf baĂžlĂ˝yor, ayrýÞmanĂ˝n baĂžladýðý biliniyor. Ýktidar yanlĂ˝sĂ˝, saltanat yanlĂ˝sĂ˝ Ýslam ile gerçek Ýslam-Medine ÝslamĂ˝ arasĂ˝nda ayrýÞmalar, çatýÞmalar baĂžlĂ˝yor. Daha Hz. Muhammed'in cenazesi yerdeyken, kendini çok iyi gizleyen saltanat yanlĂ˝sĂ˝ Emevi anlayýÞý ile baÞýnĂ˝ Hz. Ali'nin çektiĂ°i dürüst Müslümanlar arasĂ˝nda kavgalar baĂžlĂ˝yor. Bu dönemde Emevi anlayýÞý kendisini çok iyi gizler. Hz. Muhammed'in çok sevdiĂ°i torunlarĂ˝nĂ˝, Hz Hüseyin'i  çok vahĂži bir Ăžekilde katlettiler. O günden bu yana iktidar ÝslamĂ˝ ile gerçek Ýslam arasĂ˝nda süregelen bir çatýÞma var. Bugünkü iktidar da iktidar ÝslamĂ˝ geleneĂ°inden geliyor. Gerçek Ýslam, Medine ÝslamĂ˝dĂ˝r. Medine sözleĂžmesi diyoruz buna. Medine SözleĂžmesi, Medine'de yaĂžayan tüm topluluklarĂ˝n, toplum birimlerinin üzerinde anlaĂžtýðý bir toplumsal sözleĂžmedir.
Medine ÝslamĂ˝, toplumsal sorunlarĂ˝n tartýÞýldýðý camileĂžmenin de ilk gerçekleĂžtiĂ°i dönemdir. Medine ÝslamĂ˝nda toplumsal sorunlar camide tartýÞýlĂ˝yor, zikrediliyor, dile getiriliyor ve çözüme kavuĂžturuluyor. “Zikir” kelimesi de buradan geliyor; “zikir” kelimesi konuĂžmaktĂ˝r. Bunun dýÞýndaki zikir yalandĂ˝r, gerçek deĂ°ildir, sahtekarlĂ˝ktĂ˝r. HakkĂ˝mda bu Ăžekilde, ZerdüĂžtlük üzerinden, din üzerinden propaganda yürütenler dinden anlamĂ˝yorlar. Dinde, Ýslam'da esas olan imandĂ˝r. Ýbadet imandan sonra gelir. Ýman olmazsa ibadetin de bir kĂ˝ymeti yoktur. Bu iktidar, bu propagandayĂ˝ yapanlar sahte bir din anlayýÞýna sahipler, sahip olduklarĂ˝ anlayýÞ iktidar ÝslamĂ˝ anlayýÞýdĂ˝r.
HakkĂ˝mĂ˝zda bu propagandayĂ˝ yapanlar Amerika'nĂ˝n 70'lerde ortaya attýðý YeĂžil KuĂžak projesinin ürünüdürler. Radikal ÝslamcĂ˝lĂ˝k -El-Kaide gibi- Amerika'nĂ˝n ortaya çĂ˝kardýðý bir projedir. El-Kaide'nin baÞýna da oyun getirdiler. El-Kaide liderinin öldürülmesi ya da öldürülme süsü verilmesi, cenazesinin bulunmamasĂ˝ bütün bunlar aslĂ˝nda bu oyunun parçasĂ˝dĂ˝r. BahsettiĂ°im gibi YeĂžil KuĂžak projesinin ürünü. Ladin'in öldürülüp-öldürülmediĂ°i de belli deĂ°il. Radikal ÝslamcĂ˝lĂ˝k, Ă˝lĂ˝mlĂ˝ ÝslamcĂ˝lĂ˝k, ikisi de ABD'nin ürettiĂ°i, ortaya attýðý Ýslam anlayýÞýdĂ˝r. Bugünkü iktidar da Amerika'nĂ˝n 1980'lerden itibaren Türkiye'ye dayattýðý Ă˝lĂ˝mlĂ˝ Ýslam anlayýÞýnĂ˝n ürünüdür. 12 Eylül darbesiyle Türkiye'ye “laik ulusalcĂ˝lĂ˝k yerine, milliyetçi ÝslamcĂ˝ anlayýÞý koy” denildi. IlĂ˝mlĂ˝ Ýslam bir proje olarak Türkiye'ye dayatĂ˝ldĂ˝. Bugünkü iktidarĂ˝n Ýslam anlayýÞý ABD'nin, kapitalizmin ürettiĂ°i  Ýslam anlayýÞýdĂ˝r. 12 Eylül'den sonra ortaya çĂ˝kan Ýslam anlayýÞýnda ABD'ye karÞý olan unsurlar, gruplar vardĂ˝. Bu nedenle Refah'Ă˝, Saadet'i tasfiye ederek, içinden bugünkü iktidarĂ˝ devĂžirdiler.
Bugünkü iktidar ABD kapitalizmiyle tam bir uyum içerisindedir. Ýktidar ÝslamĂ˝, Saltanat ÝslamĂ˝ anlayýÞýnĂ˝ temsil etmektedir. Dinden imandan da yoksundur, din imanla hiçbir alakalarĂ˝ yoktur. BunlarĂ˝n din anlayýÞý maskeli bir din anlayýÞýdĂ˝r, Ăžeklidir, usulidir, esasĂ˝nda iman yoktur. EsasĂ˝nda iman olmadýðý için, gerçek dini temsil etmediĂ°i için de aslĂ˝nda ÝslamĂ˝n özünün de inkarĂ˝dĂ˝r, reddidir. Ýmanla alakalarĂ˝ yok, ibadetleri de sahtedir. Benim Ýslam'a getirdiĂ°im yorumlardan AKP iktidarĂ˝ son derece rahatsĂ˝zlĂ˝k duymaktadĂ˝r. Büyük bir rahatsĂ˝zlĂ˝k duymaktadĂ˝r. Ben onlarĂ˝n sahte din anlayýÞýnĂ˝, iktidar Ýslam anlayýÞýnĂ˝ ortaya çĂ˝kardýðým için bana büyük öfke duyuyorlar. Ýþte ben maskelerini düĂžürdüĂ°üm için bana karÞý saldĂ˝rganlaÞýyor ve bana karÞý propaganda yapĂ˝yorlar. Bu nedenle bana her yerden, planlĂ˝ Ăžekilde saldĂ˝rĂ˝yorlar.
HalkĂ˝mĂ˝z bunlarĂ˝n din anlayýÞýnĂ˝ iyi anlamalĂ˝dĂ˝r. UyanĂ˝k olmalĂ˝ ve bu oyunlara gelmemelidir. BunlarĂ˝n gerçek dinle alakalarĂ˝ yoktur. Benim halkĂ˝mĂ˝za söylediĂ°im Ăžudur: Ýktidar ÝslamĂ˝, Saltanat ÝslamĂ˝ndan uzak durup, gerçek Ýslam'Ă˝ yaĂžamalarĂ˝, özümsemeleri gerekir. Bunun dýÞýndaki sahte Ýslam anlayýÞlarĂ˝na itibar etmemeleri gerekir. ÝslamĂ˝n özüne uygun olarak kendi camilerini, ibadethanelerini mahallelerde, her yerde kurmalarĂ˝ gerekir. Kendi camilerini, cemaatlerini ÝslamĂ˝n özüne uygun olarak kurmalarĂ˝, yaĂžamalarĂ˝ ve bu Ăžekilde örgütlenmeleri gerekir. EĂ°er bunu hemen yapamĂ˝yorlarsa açĂ˝k alanlarda da namazlarĂ˝nĂ˝ kĂ˝labilirler, sonra bu açĂ˝k alanlarĂ˝ imkanlarĂ˝ dahilinde ibadethanelere, camilere çevirebilirler. BunlarĂ˝ sadece bu döneme özgü, dönemsel düĂžünmemeleri gerekir. Bunu uzun vadeli ve daimi bir Ăžekilde düĂžünüp, buna göre örgütlenmeleri gerekir. HalkĂ˝mĂ˝z kendi camilerinde mesela cuma namazĂ˝nda Ăžunu uygulayabilirler: Namaz kĂ˝lĂ˝ndĂ˝ktan sonra bir saat-iki saat kendi sorunlarĂ˝nĂ˝, örgütlülük sorunlarĂ˝nĂ˝, sosyal, siyasal, ekonomik sorunlarĂ˝nĂ˝, toplumsal sorunlarĂ˝nĂ˝ tartýÞýrlar. BunlarĂ˝ bir çözüme kavuĂžturabilirler. Medine döneminde kĂ˝lĂ˝nan cuma namazlarĂ˝ndan sonra halkĂ˝n camide mevcut sorunlarĂ˝nĂ˝ çözmeye yönelik çabalarĂ˝ gibi. Zaten o mekanlarĂ˝n özü ve amacĂ˝ da budur.
UlusalcĂ˝-milliyetçi ve milliyetçi-muhafazakar anlayýÞa karÞý demokratik anlayýÞ ve gelenek!
Bugüne kadar Türkiye'de toplumsal sorunlara iliĂžkin üç anlayýÞ mevcuttur. Birincisi, milliyetçi-ulusalcĂ˝ gelenek ve anlayýÞtĂ˝r. Bugün bunun temsiliyetini MHP ve CHP yapmaktadĂ˝r. MHP ve CHP arasĂ˝nda bazĂ˝ farklar olsa da özünde aynĂ˝ anlayýÞý, bir anlayýÞý temsil etmektedir. Milliyetçilik Ýttihat ve Terakki'den gelmedir, ulusalcĂ˝lĂ˝k ise Kemalizm'den, 1920'lerdeki anlayýÞtan gelmedir. 1925'ten 1950'lere kadar devlet milliyetçi-ulusalcĂ˝ anlayýÞla gelmiĂžtir. Günümüze kadar da devam etmektedir. Bu anlayýÞ ABD tarafĂ˝ndan desteklenmiĂžtir, ABD güdümündedir, biliniyor TürkeĂž ve arkadaĂžlarĂ˝ ABD'de Florida'ya götürülüyor ve orada eĂ°itiliyor. Kapitalisttir, burjuva anlayýÞýdĂ˝r, halka dayanmaz, halka dayanmayan bir anlayýÞtĂ˝r. Bir önemli özelliĂ°i de hegemonik olmasĂ˝dĂ˝r. Bugün temsiliyetini CHP ve MHP de bulmaktadĂ˝r.
Ýkinci anlayýÞ, muhafazakar milliyetçi anlayýÞtĂ˝r.  Bugünkü temsiliyetini AKP'de bulmaktadĂ˝r. Bu anlayýÞ dincilik ile milliyetçiliĂ°in bir arada olduĂ°u bir anlayýÞtĂ˝r. 1950'lerden günümüze kadar gelmektedir. Ancak son yĂ˝llarda AKP ile birlikte iktidar olmuĂžtur. Özal döneminde de bu anlayýÞ kĂ˝smen vardĂ˝. Bu muhafazakar milliyetçi anlayýÞýn en büyük özelliĂ°i dünya kapitalizmi ile finans kapital ile tam bir uyum içerisinde olmasĂ˝dĂ˝r. UlusalcĂ˝-milliyetçi anlayýÞta az da olsa ABD kapitalizmine karÞýt yönler vardĂ˝r. Fakat muhafazakar milliyetçi anlayýÞ global kapitalizm ile tam uyum içerisindedir. Halka kesinlikle dayanmaz. Emekçilerle, iĂžçilerle, halkĂ˝n gerçek sorunlarĂ˝yla ilgilenmez, bunlarla hiç alakasĂ˝ yoktur. Tamamen hegemoniktir. Dünya kapitalizmi tarafĂ˝ndan desteklenmektedir.
UluslararasĂ˝ kapitalist sistem eski milliyetçi-ulusalcĂ˝ anlayýÞ yerine muhafazakar milliyetçi anlayýÞý, yani bugünkü AKP'yi desteklemektedir. Bugün MHP'de yaĂžanan kaset olaylarĂ˝ da bununla baĂ°lantĂ˝lĂ˝dĂ˝r, MHP milliyetçiliĂ°i yerine, ulusalcĂ˝-milliyetçi anlayýÞ yerine Türk-ÝslamcĂ˝lýðýnĂ˝ yerleĂžtirme amaçlanmaktadĂ˝r. MHP-CHP milliyetçiliĂ°i yerine AKP anlayýÞýnĂ˝ geçirmeye karar vermiĂžlerdir. YaĂžanan kaset olaylarĂ˝nĂ˝n özü budur.
 Bu ikinci anlayýÞ, muhafazakar milliyetçi anlayýÞ kendi hegemonik yapĂ˝sĂ˝nĂ˝ büyük oranda inĂža etmeye giriĂžmiĂžtir. Bununla baĂ°lantĂ˝lĂ˝ olarak eski milliyetçi ulusalcĂ˝ anlayýÞý yansĂ˝tan temel yayĂ˝n organĂ˝ Hürriyet gazetesi iken, ikinci anlayýÞý yansĂ˝tan yayĂ˝n organĂ˝ ise Zaman gazetesidir. Hürriyet gazetesinin yerini Zaman gazetesi almýÞtĂ˝r. Sabah, Yeni Þafak, Zaman, Akit ve Star, daha doĂ°rusu yandaĂž medya dedikleri gazeteler bu ikinci anlayýÞý topluma empoze etmektedir. Zaman gazetesi Ăžimdi okunmamasĂ˝na raĂ°men tirajĂ˝ en yüksek gazete konumuna yükselmiĂžtir. Bu da yeni bir gladio'dur. Bu ikinci anlayýÞýn ekonomik örgütlenmeleri de MÜSÝAD ve  TUSKON'dur. TÜSÝAD ise daha çok ulusalcĂ˝ milliyetçi çevrenin ekonomik örgütlenmesidir. Bu her iki anlayýÞ da, milliyetçi-ulusalcĂ˝ anlayýÞ ve milliyetçi muhafazakar anlayýÞ da hegemoniktir, halkĂ˝n sorunlarĂ˝yla ilgilenmez, halka dayanmaz, iĂžsizlik vb. halkĂ˝n gerçek sorunlarĂ˝yla ilgilenmez, hatta iĂžsizliĂ°i bilerek artĂ˝rĂ˝r.
 Üçüncü anlayýÞ bizim sahip olduĂ°umuz demokratik anlayýÞ ve demokratik gelenektir. Bu ilk iki anlayýÞa karÞý üçüncü yoldur. Ýki anlayýÞa karÞý bu üçüncü yolu öneriyorum. 1920'lerde Mustafa Suphilerden itibaren bize kadar gelen demokratik örgütlenme, demokratik toplumsal anlayýÞtĂ˝r. Bu anlayýÞ ekolojik, kadĂ˝n özgürlükçü, toplumsal demokratik bir anlayýÞtĂ˝r. 1920'lerde Mustafa Suphiler; tasfiye edilen, inkar edilen Kürtler; yine 1920'lerde tasfiye edilen dürüst ÝslamcĂ˝lar, kĂ˝sacasĂ˝ dýÞlanan, ezilen tüm kesimleri kapsar. Bu anlayýÞ tamamen demokratik, emekçilere, halka, ezilen kesimlere dayanĂ˝r. Bizim de yapmaya çalýÞtýðýmĂ˝z, demokratik anlayýÞta da ilk iki anlayýÞta olduĂ°u gibi, bir temsiliyeti saĂ°lamaktĂ˝r. Bu üçüncü yolun, seçeneĂ°in örgütlülüĂ°ünü belli bir düzeye çĂ˝karmak, temsiliyetini saĂ°lamaktĂ˝r.
AKP'ye ikinci kez Þans tanýmayacaðým!
15 Haziran'a iliĂžkin; muhtemelen son bir kez benimle burada bir görüĂžme daha yapĂ˝lacak. 15 Haziran'dan sonra önümüzde üç seçenek var. Birinci seçenek, bugüne kadar tek taraflĂ˝ olarak devam eden daha çok kaotik bir durumu yansĂ˝tan seçenektir. Tek taraflĂ˝ ateĂžkes hali olup-olmadýðý tam belli olmayan, daha çok kaotik devam eden bir durumdur. Son birkaç yĂ˝ldĂ˝r devam eden mevcut durumu kast ediyorum. 15 Haziran'dan sonra bu durum devam edebilir. Böyle bir seçenekte AKP'nin Kürtleri kasĂ˝p kavurma durumu da devam eder.
Ýkinci seçenek, Kandil seçeneĂ°idir. Kandil'in mevcut savaÞý orta düzey savaĂža çĂ˝karmasĂ˝dĂ˝r. Kandil  ile PKK ve KCK'nin süreci ele alĂ˝p savaÞý orta düzeye çĂ˝karmasĂ˝dĂ˝r. Eskiden böyle bir tabir kullanĂ˝yorlardĂ˝. Böyle bir güçleri var mĂ˝, savaÞý orta düzeye çĂ˝karabilirler mi, buna hazĂ˝rlĂ˝klĂ˝lar mĂ˝, bunu yapabilecek güç ve hazĂ˝rlýða sahipler mi bilemiyorum. Bu orta düzey savaĂž, pasif-aktif savunma vb de bu durumda anlamĂ˝nĂ˝ kaybeden gereksiz kavramlardĂ˝r. Böyle bir durumda devlet de buna karÞý Kandil'i dikkate alĂ˝r mĂ˝, almaz mĂ˝ bilemiyorum. Devlet de bu duruma karÞý kendi hazĂ˝rlýðýnĂ˝ yapar, kendi metodunu uygular.  
Üçüncü seçenek, benim eĂ°ilimimdir. Birinci seçenek devletin eĂ°ilimi ve tutumu, ikinci seçenek Kandil'in eĂ°ilimi ve tutumu, üçüncü seçenek ise benim çözüm eĂ°ilimimdir. Üçüncü seçenek benim sunduĂ°um demokratik çözüm projesidir. Ancak benim bu üçüncü seçeneĂ°i hayata geçirebilmem için bazĂ˝ koĂžullarĂ˝m olacak. BunlarĂ˝ Ăžart olarak ileri sürmüyorum ancak üçüncü seçeneĂ°i hayata geçirebilmem için böyle üç-dört adet koĂžulun yerine getirilmesi lazĂ˝m. Ben burada pratik önderlik yapabilecek durumda deĂ°ilim, çünkü tutukluyum. Þu anki mevcut koĂžullarĂ˝ da daha fazla sürdürebilmem mümkün deĂ°il. EĂ°er devlet bu üçüncü yol eĂ°ilimimi önemserse, dikkate alĂ˝rsa o zaman demokratik çözümün geliĂžmesi için devreye girerim, elimden geleni yaparĂ˝m. Böyle bir durumda geliĂžecek çözüme de demokratik anayasal çözüm diyorum. Bu demokratik anayasal çözüm geliĂžirse Türkiye'de önemli demokratikleĂžme adĂ˝mlarĂ˝ geliĂžir. PKK de bu çözüme baĂ°lĂ˝ olarak silahsĂ˝zlandĂ˝rĂ˝lĂ˝r. Ben demokratik çözümden yanayĂ˝m, demokratik anayasal çözümden yanayĂ˝m. Devletin bu koĂžullarĂ˝ kabul etmesi ve demokratik çözüme imkan tanĂ˝masĂ˝ halinde de ben açĂ˝k müzakere yürüteceĂ°im, her Ăžeyi açĂ˝k bir Ăžekilde yürüteceĂ°im. Ancak bunun için AKP'nin istekli olmasĂ˝ lazĂ˝m, çözümü istemesi lazĂ˝m. Belki devlet de bu çözümden yana tercihini kullanĂ˝r. Ancak hayĂ˝r, AKP “ben her Ăžeyi tek taraflĂ˝ yaparĂ˝m” derse, ben de bunu kesinlikle kabul etmeyeceĂ°im ve çekileceĂ°im. Birinci ya da ikinci seçenek devreye girer, daha doĂ°rusu herkes kendi seçeneĂ°ini devreye sokmaya çalýÞýr.
Ben aslĂ˝nda 2005 yĂ˝lĂ˝nda mevcut durumu sonlandĂ˝racaktĂ˝m. Devreden çĂ˝kma eĂ°ilimindeydim. PKK de o dönem mevcut durumu sonlandĂ˝rma ve AKP'ye karÞý daha sert yöntemlere baĂžvurma eĂ°ilimindeydi. Ancak AKP iktidarda yeni olduĂ°u için ona bir Ăžans vermek, AKP'yi engellemek daha doĂ°ru göründü. 1 Haziran 2004 hamlesi olmasĂ˝na raĂ°men savaÞýn derinleĂžmesini önledim. AKP iktidarĂ˝nĂ˝n ikinci, üçüncü yĂ˝lĂ˝ olmasĂ˝ vesilesiyle yeni olduklarĂ˝nĂ˝ ve biraz zaman ve fĂ˝rsat verilmesi için çaĂ°rĂ˝da bulundular. Ben de  demokratik çözümün geliĂžtirilebilmesi için fĂ˝rsat sundum ancak anladĂ˝m ki bugüne kadar hep bir oyalama eĂ°ilimindeler. Ben demokratik çözüme olan inancĂ˝m ve gerekliliĂ°i de dikkate alarak hep sabĂ˝rla bekledim. EĂ°er 15 Haziran'a kadar Kürtleri de demokratik anayasal çözüme dahil ederek çözecekleri yönünde bir açĂ˝klama yapmazlarsa, somut bir adĂ˝m atmazlarsa, ben AKP'ye ikinci bir Ăžans tanĂ˝mayacaĂ°Ă˝m, kesinlikle ikinci bir kez Ăžans tanĂ˝mayacaĂ°Ă˝m! AKP, “hayĂ˝r, ben anayasayĂ˝ tek taraflĂ˝ yapacaĂ°Ă˝m, kendi formülümü uygulayacaĂ°Ă˝m, kendi bildiĂ°imi okuyacaĂ°Ă˝m” derse bu bir savaĂž ilanĂ˝dĂ˝r. SavaĂž ilanĂ˝na karÞý da nasĂ˝l cevap verileceĂ°i bellidir.
 
Böyle bir durumda ben dahil ne Kandil ne BDP, hiç kimse halkĂ˝n önüne geçemeyecektir. Öyle bir durumda halkĂ˝n önüne geçmek alçaklĂ˝ktĂ˝r. Ben de halkĂ˝n önüne geçersem, halkĂ˝n demokratik tepkilerinin önüne geçersem, bana da çok Ăžiddetli eleĂžtiriler yöneltilmelidir. Tekrar ediyorum, ben demokratik çözümden yanayĂ˝m. Fakat demokratik çözümün önü açĂ˝lmazsa kesinlikle AKP'ye bir daha Ăžans tanĂ˝mayacaĂ°Ă˝m. EĂ°er demokratik çözüme Ăžans tanĂ˝mazlarsa, AKP kendi formülünü dayatĂ˝rsa, mevcut gözaltĂ˝ sayĂ˝larĂ˝ ve tutuklamalar kat be kat artar, çok sancĂ˝lĂ˝ bir döneme geçilir. Bundan devlet, herkes büyük bir zarar görür.
Demokratik çözümün geliĂžmemesi durumunda devlet ile Kandil karÞý karÞýya kalĂ˝r, herkes kendi metodunu, kendi çözümünü dayatĂ˝r. Bu durumda arada kalanlar olabilir. Arada kaldýðýnĂ˝ söyleyen DiyarbakĂ˝r'daki bazĂ˝ sivil toplum örgütleri de DTK'da yer alabilir. DTK böylesi bir durumda farklĂ˝ kesimlerin, arada kalanlarĂ˝n çatĂ˝sĂ˝ iĂžlevini görebilir. BazĂ˝ sivil toplum örgütleri açĂ˝klamalar yapĂ˝yor, “biz tarafsĂ˝zĂ˝z, kimsenin tarafĂ˝nĂ˝ tutmuyoruz” diyorlar. Mazlum-der, Mustazaf-der gibi kurumlar DTK bünyesinde çalýÞmalarĂ˝nĂ˝ yürütebilirler, DTK'da yer alabilirler. Ýki tarafla da görüĂžebilirler, bir nebze olsun çözüme katkĂ˝larĂ˝ olabilir.
Demokratik çözümün geliĂžmemesi durumunda büyük bir savaĂž, çatýÞma çĂ˝kabilir. Bundan herkes kaybeder, herkes zarar görür. Bu durumda BDP'nin ise çok fazla yapabileceĂ°i bir Ăžey kalmaz, daha doĂ°rusu yapabileceĂ°i sĂ˝nĂ˝rlĂ˝ Ăžeyler olabilir. Yine de sĂ˝nĂ˝rlĂ˝ da olsa kendi çalýÞmalarĂ˝na devam edebilir, yapabileceĂ°i Ăžeyleri yapmaya devam etmelidir. Demokratik çözümün geliĂžmesi hali de, savaĂž olmasĂ˝ durumu da, her iki durum da Kürtlerin lehinedir. Her iki duruma da hazĂ˝rlĂ˝klĂ˝ olunmalĂ˝dĂ˝r.   
Bu savaĂžtan en çok korucular etkilenmektedir. ÇatýÞmalarĂ˝n daha da artmasĂ˝ durumunda en çok zarar görecek olan da onlar, öne sürülenler de onlardĂ˝r. Onlar üzerinden savaĂž yürütülmekte. Onlarla görüĂžmeler devam edebilir, onlara çaĂ°rĂ˝lar yapĂ˝labilir.
Seçimlere on gün kala demokratik seferberlik ruhuyla çalýÞýlmalĂ˝dĂ˝r!
Bingöl'e dair ĂžunlarĂ˝ söyleyeyim: Bingöl konusunda daha önce hata yapĂ˝ldĂ˝. Devlet bu hat üzerinde büyük bir oyun oynadĂ˝. Yerellik, lehçeciliĂ°e dayalĂ˝ ayrĂ˝mcĂ˝lĂ˝k politikasĂ˝nĂ˝ yaĂžama geçirmeye çalýÞtĂ˝ ve kĂ˝smen de baĂžarĂ˝lĂ˝ oldu. Bingöl-MuĂž-DiyarbakĂ˝r üçgeninde çok kirli Ăžeyler yaĂžandĂ˝, devlet kirli politikalarĂ˝ hayata geçirmeye çalýÞtĂ˝. PKK içinde de Çürükkayalar bu politikalarĂ˝ uygulamaya çalýÞtĂ˝. Bu üçgende PKK'yi ele geçirmek için her türlü pisliĂ°i, tasfiyeyi gerçekleĂžtirmeye çalýÞtĂ˝lar. 1980'lerde bunlar PKK'yi bölgede ele geçirme amacĂ˝yla hareket ediyorlardĂ˝. BaĂ°lĂ˝lĂ˝klarĂ˝ da sahteydi. O bölgede devlet de JÝTEM -gladio da diyebiliriz- tarzĂ˝ yapĂ˝lanmalarĂ˝ büyük oranda hayata geçirdi.
 Ancak buna karÞýlĂ˝k Bingöl bölgesinden, Moskova'da kendi bedenini ateĂže veren büyük bir kahramanĂ˝mĂ˝z, militanĂ˝mĂ˝z da var. Onun gibi birçoklarĂ˝ var. O dönem Moskova'da bizim yanĂ˝mĂ˝zda kalĂ˝yordu. Ýsmi Ahmet YĂ˝ldĂ˝rĂ˝m, biz orada Tayhan diyorduk. Benim ve Kürtlerin o günkü durumuna karÞý büyük bir cesaretle bedenini ateĂže verdi. Böyle kiĂžiler tarihsel kiĂžiliklerdir.  En az Mustafa Malçok kadar sahiplenilmelidir, bu Ăžekilde anĂ˝lmalĂ˝dĂ˝r. Bingöl'de anĂ˝lmalĂ˝, sahip çĂ˝kĂ˝lmalĂ˝dĂ˝r.
Bingöl'de devletin geliĂžtirmeye çalýÞtýðý bu politikalar çok köklüdür. AslĂ˝nda 1925'ten beri süren bir politikanĂ˝n sonucudur. Özellikle Bingöl'de ZazalĂ˝k-KurmanclĂ˝k gibi ayrýÞtĂ˝rmalar hayata geçirilmeye çalýÞýldĂ˝. Ancak bu suni bir ayrĂ˝mdĂ˝r. Bu yönlü geliĂžtirilen pek çok ayrĂ˝m politikasĂ˝ gibi yapay bir ayrĂ˝mdĂ˝r. Halk bu gerçeĂ°i görüp uyanĂ˝k olmalĂ˝ ve demokratik birlik esasĂ˝na dayalĂ˝ birlikteliĂ°ini kurmalĂ˝dĂ˝r.
Seçimlere de on gün kaldĂ˝. Bu son on gün içinde çalýÞmalarĂ˝n büyük bir seferberlik ruhuyla devam etmesi gerekir. Bu seçimler demokratik özerkliĂ°in onaylandýðý seçimler olacaktĂ˝r. Büyük bir ivme yakalanmasĂ˝ halinde demokratik özerkliĂ°in onaylanmasĂ˝ anlamĂ˝na gelecektir. Bu baĂ°lamda halk gerçek tercihini kullanmýÞ olacaktĂ˝r. Yani halk demokratik özerklik ile AKP arasĂ˝nda bir tercih yapacaktĂ˝r. Seçimlerin iyi sonuç doĂ°urmasĂ˝ halinde demokratik özerklik onaylanacak, fiilen de hayata geçirilecektir. Seçimlerin kötü sonuçlanmasĂ˝ halinde ise demokratik özerkliĂ°e hayĂ˝r anlamĂ˝nĂ˝ taÞýyacaktĂ˝r. HalkĂ˝mĂ˝z bunu böyle anlamalĂ˝, buna göre son on gün içinde büyük bir seferberlik ruhuyla seçimlere hazĂ˝rlanmalĂ˝dĂ˝r. AKP de sandĂ˝k sonuçlarĂ˝nĂ˝ deĂ°iĂžtirmek, kendi lehine sonuçlandĂ˝rmak için elinden geleni yapacaktĂ˝r. Her türlü güvenlik tedbirini, her türlü baskĂ˝yĂ˝ uygulayacaktĂ˝r. HalkĂ˝mĂ˝z, bu kaygĂ˝ya göre hareket edip sandĂ˝klara, oylarĂ˝na sahip çĂ˝kmalĂ˝, gözlemciler yerleĂžtirmeli ve uyanĂ˝k olmalĂ˝dĂ˝r.
ESP'li arkadaĂžlara selamlarĂ˝mĂ˝ iletiyorum. Ben seçimlerden sonra çatĂ˝ partisi oluĂžumu hakkĂ˝nda açĂ˝klamalarda bulunacaĂ°Ă˝m. Devletin de sol'un bu demokratik yolunu kapatmamasĂ˝, en azĂ˝ndan yarýÞýn, mücadelenin demokratik zeminde kalmasĂ˝ için buna engel olmamasĂ˝ gerekir. Seçimlerden sonra bu konularda çalýÞmalar yapĂ˝labilir. Ancak bu çalýÞmalar yapĂ˝lĂ˝rken büyük, küçük örgüt farketmez, tümü bu çalýÞmanĂ˝n içine dahil edilmelidir.    
Bu vesileyle Þýrnak, Ýdil, Siirt, Bingöl, Ýzmit ve Ýzmir'deki aday ve çalýÞanlara, tüm halkĂ˝mĂ˝za selamlarĂ˝mĂ˝ iletiyorum

Demokratik Anayasal Çözüm Geliþmezse Halkýn Direnme Hakký Vardýr!

Baþbakan bir çaðrý yapabilir; “biz bu iþin silahlarla çözülmeyeceðine inanýyoruz. Bu meseleyi demokratik anayasal yöntemlerle çözeceðiz” derse, bir haftada hallederiz.

Son Savunmam OrtadoĂ°u'nun KurtuluĂž Manifestosudur

BarýÞ Konseyi'nin kurulmasý, atýlmasý gereken ve atýlacak en Ünemli somut adýmdýr. BarýÞ Konseyi, mutlaka kurulmalýdýr.

Önümüzde Ýki Yol Var: Demokratik Anayasal Çözüm ile Devrimci Halk Savaþý

AKP çÜzßme yanaÞmýyor. Hßkßmet Kßrtlere karÞý çok acýmasýzca hukuku, kanunlarý devreye koyarak onlarý tasfiye etmeye çalýÞýyor.

2018 © Partiya Karkeręn Kurdistan (PKK)
[[email protected]]